Bir karşılaşmamızda, liderlik konusunda kaynak kişi konumuna gelmiş Harbiye’den arkadaşım Prof. Uğur Zel’e, “DİSİPLİN” üzerine akademik bir çalışma yaptığımı söylediğimde; “Biat ve İtaat” konusuna odaklanmamı önerdi.
Disiplin ve itaat denilince aklımıza ilk askerlik ve ordu gelir. Vazifesi askeri eğitmek ve komuta etmek olan subaylar; devletine ve Harbiyeli ruhuna biat edecek, komutanlarına ve amirlerine itaat edecek, astlarını da itaat ettirecek şekilde yetiştirilir. Çünkü “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” komutunun ifa edilmesini sağlayacak yegâne motivasyon koşulsuz itaattir. Bu itaat olgusunu bireylerin içselleştirerek kurumsallaştırılmasını sağlayan mekanizma ise disiplindir.
Biat deyince ise akla gelenler arasında inanç dünyası, din, diyanet, tarikat cemaat daha fazla öne çıkar. Yaygın algı, biatin, düşünme ve muhakeme etmeksizin inanma, teslim olma, bağlanma, tabi olma halini ifade ettiği şeklindedir. Yani kısaca bizim dinimizin özü olan iman etmenin bir çeşit tezahürüdür biat. Dinimizin asli kaynak referansı olan kutsal kitabımız Kur’an, sık sık “düşünmez misiniz, akletmez misiniz,” dese de…
Bir açıdan bakıldığında sanki biat ve itaat; insan beynindeki muhakeme fonksiyonlarını devre dışı bırakır, düşünme imkânı vermez. Bu bakış açısına göre zaten biat veya itaat edilen gerektiği kadar düşünmüş ve en doğru olanı belirleyerek buyurmuştur.
Prof. Uğur Zel bir makalesinde buna farklı bir yorum getirmiş. Diyor ki: “Biat eden bireyin düşünce ve davranışları bilinçaltından (unconscious mind) tetiklenirken, itaat eden bireyin düşünce ve davranışları bilinçten (conscious mind) tetiklenmektedir… Sorgulama yetkinliği bilinç düzeyinde gerçekleştiğinden itaat edip etmeme seçimini birey bilinçli bir şekilde yapar. Öbür tarafta biat fiili bilinçaltından tetiklendiğinden, birey sorgulama yapmadan kendisine dikte edileni kabul etme eğilimi gösterir.”
***
Bir kişinin, bir yapının, bir kurumun veya sistemin egemenliğini tanımak biat; aynılarının sözünü dinlemek, boyun eğerek, emir ve talimatlarını yerine getirmek itaat olarak tanımlanabilir.
Biat, bir nevi; biat edenle, biat edilen arasında düzenli, sürekli ve kuvvetli bir itaat etme taahhüdü anlaşmasıdır. İtaat ise bir anlaşmadan daha çok bir davranış kültürüdür. Askerlikte edinilen itaat kültürü; ilerleyen zamanlarda da komutanların yerine geçen üstlerine ve amirlerine karşı korunur.
Biat eden, biat edilenin tabi olanlarına, yani tebaasına dâhil olur. Geçmişteki klan, kabile, soy, boy, aşiret yapılarının devletlerin güçlenmesi sonucu ikinci plana itilmesiyle; tabiiyet, kişinin mensubu olduğu devleti ifade etmeye başlamıştır. Yabancı bir ülkede iseniz oraya tabi olmadığınız için biat etmezsiniz; yalnızca oranın kanunlarına ve nizamına itaat edersiniz.
***
İtaat kültürü bize çok küçüklükten itibaren ailede verilmeye başlar. Anne babaya öncelikle, ardından ağabey ve ablaya sonra da tüm büyüklere itaat, aile anayasasının getirdiği bir zarurettir. Oflamalarla, puflamalarla, söylenmelerle ve cılız itirazlarla da buyrukların yerine getirilmesi süreci sonunda edinilen alışkanlıklar, hayatın her aşamasında sokakta karşılaştığın büyüklere dahi itaat edilmesini sağlar.
İnsanlık tarihi, bu koşulsuz itaatin kötüye kullanılmasından ortaya çıkan olumsuz sonuçların örnekleri ile doludur. Öyle anlaşılıyor ki; toplumun farklı kesimlerinde ve farklı sistemlerinde değişen sonuçlar ortaya koysa da biat ve itaat kültürünün faydalı bir genel etkisi yadsınamaz.
Tabiatta kalabalık gruplar ve sürü halinde yaşayan hayvanları bir arada tutan çekim gücü de sürüye biat ve lidere itaat içgüdüsüdür. Kovandaki arılar arıbeyine, karıncalar ana kraliçeye, kurtlar alfa lidere itaat etmezlerse ne korunabilirler ne de avlanabilirler.
Gündelik hayatımızda şikâyetçi olduğumuz olumsuzluklardan en yaygın olanların, nizama, kanunlara, töreye, örfe, ahlaka ve sair tüm toplumsal kurallara itaat etmeyenlerin yaptıkları olduğunu göz önüne alırsak, doğru işleyen itaat mekanizmasının önemini kabul ederiz.
Birbiri ile girift bir görüntü verseler de biat ve itaat birbirinden farklıdır. Biat kuruma, sisteme ve yönteme; itaat ise kişiye, kurallara ve emirlere karşı kişinin tutumudur. Tren için rayda, otomobil için yolda, uçak ve gemi için rotada ilerlemek biat; makinistin, şoförün ve kaptanın hareket etme, durma, hızlanma veya yavaşlama komutlarını yerine getirmek ise itaattir.
***
“Ülü'l emre itaat farzdır” diyen din ile "biat et, itaat et, rahat et" tavsiyesinin yaygın olduğu siyasetteki biat ve itaat anlayışını sonraki makalelerde ayrı başlıklar altında ele alacağım.
Fahrettin BEŞLİ
23 Temmuz 2023