“Ey; ülkemin idaresinde, siyasetinde, bürokrasisinde, sosyetesinde, köyünde, kentinde, mahallesinde ve ailesinde sorumluluk sahibi saygıdeğer büyüklerim.
Defaten ‘Ne olacak bu memleketin hali?’ ile başlayan muhabbetlerle vatan kurtarmaya alışık sizlerden; bu defa da “Ne olacak biz gençlerin hali?” sorumuza bir cevap aramanızı talep ediyorum.
Biliyorum, söz büyüğün, sus küçüğün. Söz size, sükût bize düştüğü müddetçe; bizi duymuyorsunuz, dinlemiyorsunuz ve anlamıyorsunuz.
Rica ediyorum, bu defa “sen kimsin ya…” deyip cesaretimi kırmadan evvel beş dakikalığına dikkatinizi bana verin.
Ben, 13 milyonluk bir sayı ile Türkiye nüfusunun %15,2 sini oluşturan, kızlı erkekli genç evlatlarınız veya kardeşlerinizden; gelecekle ilgili sorunları olanların, eksikleri olanların endişeleri olanların, hatta korkuları olanların ortak sesiyim.
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştaki ben; kendimi, kendi ülkemde ancak bir hiç kadar değerli hissediyorum.
***
Biliyor musunuz, 18-25 yaş aralığındakilerle yapılan bir araştırmaya göre, ülkemizdeki gençlerin yalnızca yüzde 17,3’ü mutlu. Çünkü bu gençlerin sadece yüzde 12,1'i doktor, avukat gibi “nitelikli” bir meslek sahibi.
Gerisi hayallerinin çok uzağına düşmüşler. Hepsi gündelik eğitim, ulaşım, beslenme, iletişim, barınma, sosyal ve kültürel aktivite masraflarını ellerindeki harçlıkla nasıl karşılayacaklarını hesaplamakla meşguller.
Hepimizin en tabii ve öncelikli hedefi daha iyi bir hayat yaşamak… Yüzde 63’ümüz, bunu kendi memleketinde gerçekleştirme umudunu yitirdiklerinden; yaşam koşullarını daha çok özgürlük olduğuna inandıkları başka bir ülkede yükseltmek istiyorlar.
Her birimiz; bu memleketin milli başaklarının birer danesi, neslini sürdürecek tohumlarıyız. Bir kısmımız, öğütülüp un haline getirildikten sonra yoğurulmuş hamurun bir parçası olmaktan dolayı mutlu ve geleceklerinden emin olabilirler.
Lakin bizim gibi sağa sola serpilmiş müstakil tanecikler; toprağa ekilemeden, filizlenip yedi başak veremeden; ayakaltında ezilmekten veya süpürülüp atılmaktan endişe ediyoruz.
O nedenle olsa gerek, büyük çoğunluğumuz bu topraklarda kalmayan umudumuzu, başkalarının topraklarında aramaya; gelecek hayallerimizi ve planlarımızı başkalarının topraklarında ekip yeşertmeye ve ürün vermeye dönük revize ediyoruz.
Bu defa da ülkelerin bizlere kapılarını hızla kapatmaya başladıklarını görüp; geçmişte kapıdan geçebilmiş olanların ise artık istenmediğinden tekrar kapının gösterildiğini duyup iyiden iyiye tıkanıyoruz.
Bu ülke, biz gençler için kaçamayanların ülkesi olmasın.
***
Yetiştiğimiz çağın bize sağladığı teknolojik imkânlar; sizlerle aramızdaki mesafeyi büyütüyor. Bu farklılık neticesinde ortaya çıkan bir kuşak çatışmasını; sizlerle karşılıklı fedakârlıklar ve empatik yaklaşımlarla aşmaya çalışıyoruz.
Ailelerimiz, kıt imkânları dâhilinde eğitimimizi en iyi koşullarda temin etmeye çalışıyor. Lakin bu, kendilerinin hiç bilmedikleri ve tahayyül edemeyecekleri bir dünyanın karşımıza çıkaracağı riskleri azaltmaya veya buna hazırlanmamıza katkı sağlamıyor.
Biz yeni kuşak gençler olarak, bugün ve yarın hiçbir endişeye takılmadan, hiçbir riski ve tehlikeyi engel olarak görmeden; bu ülkenin gelecekte daha güzel günler görebileceği şekilde kendimizi yetiştirmeye odaklanmak istiyoruz.
Geleceğin dünyasının işçisi, patronu, mimarı, mühendisi, doktoru, subayı, seçmeni ve idarecisi olarak; iyi yetiştirilmek ve hayatımızın kalan kısmından ümitvar olmak istiyoruz. Bu nedenle de sizlerden; bu endişelerden ve korkulardan arındırarak bizleri rahatlatacak söylemler ve uygulamalar bekliyoruz.
Sizin kocamış zamanlarınıza denk gelecek dünyayı biz yönetiyor olacağız. Bize bıraktıklarınızla sizi hoşnut yaşatmak ve sonrasında da siz büyüklerimizi iyi anmak istiyoruz.
Siz büyükler kendi dertleri ve gündemleri ile meşgulken; zaman geçiyor ve biz hızla büyüyoruz.
***
Hep merak eder durursunuz ya, bu gençler memleket meselelerine duyarsız mı diye; sandığınız kadar umursamaz değiliz. Hatta siz büyüklerimizden daha ilgili ve daha bilgiliyiz.
Bizler günlük hayatımızda ve iç dünyamızda belli politik görüşlere karşı mesafeli de dursak; demokrasiye biat etmiş, onun ortaya çıkardığı sonuçlara itaat etmiş bireyleriz.
Mesela dün muhalefetteki büyüğümüzün toplumun her kesimi ile helalleşme çabasını da bugün iktidardaki büyüğümüzün tüm muhalefet cenahının milli iradeyle barışması çağrısını da aynı dikkatle takip ediyoruz.
Bizi sadece bir oy olarak gören siyaset; bize dair gerçeklerden çok uzakta kendi rekabetleri içinde çekişmeli bir mücadele sürdürüyor.
Oysa bu ülkenin ekonomisi kadar, dış güvenliği kadar, iç işleri kadar, diyaneti ve siyaseti kadar; biz gençlerin bedensel ve ruhsal gelişimleri, eğitimleri, kişilikleri, geleceğe ilişkin hedefleri ve inançları önem arz ediyor.
Bugünden baktığınızda siz, yarını bize bıraktığınız miras gibi görüyor olsanız da yarından baktığımızda biz bugünü sizlerdeki emanetimiz olarak görüyoruz.
O nedenle de yüzümüzü ister doğuya dönelim, isterse batıya; bize
Hiç bir yerinde ayrıcalıklı ve imtiyazlı bireylerin ve kesimlerin olmadığı,
Her noktasında güvenliğin, barışın, huzurun, hukukun, adaletin, kanunun ve nizamın hâkim olduğu,
Karşıt görüş beyan ve muhalefet etmenin suç kabul edilmediği,
Ötekilerin şeytanlaştırılmadığı,
Ailede, sokakta, siyasi, ticari ve sosyal hayatta gençlerin görünmez olmadığı
bir ülke bırakmanızı bekliyoruz.
Artık, geleceğimiz dediğiniz gençleri ileri bir tarihe ötelemeyin.
Yine sizin tabirinizle sürç-ü lisan ettiysem af ola.”
***
Yakınımdaki bir gencin; geldiğimiz koşullar içinde umutsuzluk ve çaresizlik girdabına kendini kaptırmış gençler arasında, intihar olaylarının dikkat çekici bir artış gösterebileceği öngörüsüne ve ortaya koyduğu gerekçelere itiraz edemedim.
Bu çağın En Büyüğünün Gençliğe Hitabesinden 96 yıl sonra; tüm hassasiyetlere haiz ortalama bir hayali gencin dilinden dökülen bu Gençliğin Hitabesinin, bugünün erkli büyüklerinin nazar-ı dikkatini çekmesini temenni ederim.
Fahrettin BEŞLİ
6 Haziran 2023