Türkiye yaygın medyası gündeminde yer vermese de; birkaç haftadır Doğu Türkistan’da Çin işkencelerine tabi tutulan Uygur halkını kendimize dert edindik. Yazdık, paylaştık, program tertipleyip dikkatleri bu tarafa tevcih etmeye çalıştık.
Türklük mevhumu; kaynağı kabul edilebilecek bu topraklardan fışkırarak Anadolu’ya ve Balkanlara doğru aktı. Divanı Lügat-ı Türk’ün yazarı Kaşgarlı Mahmud’a adını veren bu coğrafya ile ilgimiz olmadığını düşünen varsa, köklerinin uçlarını bulmaya çalışsınlar. Kendilerini doğusuyla, batısıyla Büyük Türkistan’da bulacaklardır.
Anlamamız gereken şu ki; bir kanat bizi Anadolu coğrafyasından sürmeye, böylece en batıdaki özgür Türk Devletini ortadan kaldırmaya çalışırken, diğer bir kanat da Türk Dünyasının en doğu ucundaki Doğu Türkistan’ı ortadan kaldırmaya çalışıyor.
Özetle ne batıda, ne de doğu da Türk’e nefes aldırmamak için cümle âlem elele tutuşmuş durumda. Bunun tedbiri ve çaresi de bütün Türk Dünyasının ama öncelikle ve kararlılıkla Anadolu’yu yurt tutmuş Türkiye Türklerinin aklını başına almasıdır. Başta bizim birbirimize sıkı sıkı kenetlenmemiz, elimizdeki vatana ve devlete dört elle, pençelerimizle tutunmamızdır.
***
Cihanın doğusunda da batısında da aynı zihniyet hüküm sürmektedir. Birbirinden temelde farklılıkları yok. İki kutup gibi görünen doğu ve batı geçmişte aynı kaynaktan beslendi, bu gün de aynı esaslarla ve aynı yöntemlerle hareket ediyorlar. Sermayesi İngiliz sermayesi olan Çin’i; 1911 ve Mao devriminin arkasındaki küreselciler, 21.YY dijital dünyası için laboratuar ve endüstriyel atölye olarak kullanıyorlar.
Uygur Özerk Bölgesi Çin'in en zengin petrol, doğalgaz ve uranyum kaynaklarının, altın ve bakır yataklarının, kömür, demir ve kurşun-çinko madenlerinin olduğu bölge. Bu da Doğu Türkistan üzerindeki hesapları anlamamızı biraz daha kolaylaştırıyor.
Çin yönetimi küreselcilerle koordineli olduğundan propagandayı iyi kullanıyor. Çin Devlet Radyosu CRI, Türkiye’de “CRI Türk” adıyla ‘Türkçe’ olarak yayın yapmaya başladı. Çin istihbaratı ve işbirliği yapabildikleri "Doğu Türkistan'da problem yok ABD'nin oyuna gelmeyelim. Bölgede olanlar öyle abartıldığı kadar değil, Çinliler Uygur Türklerini eziyor demek CIA’e hizmet etmektir” söylemleri ile gerçekleri karartmaya, kafaları karıştırmaya çalışıyorlar. Bunda da ne yazık ki muvaffak oluyorlar.
Geçenlerde Türkiye'den seçtikleri birtakım gazetecileri Çin’e götürüp Doğu Türkistan’daki kampları tetkik gezisi yaptırdılar. ‘İpek Yolu’nda Çin’ etkinliği adını verdikleri bu programa katılan gazeteciler, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin güney kesiminde yer alan “Kaşgar Mesleki Eğitim Merkezi”ni(!) ziyaret etti. Burada “gördüğünüz üzere işkence ve zulüm yok. Onlar hepsi uydurma ve maksatlı haber” algısı yaratmaya çalıştılar. Buna inanan birkaç gazeteci de Türkiye’ye gelince gördüklerini bu istikamette neşretti.
Rabia Kadir ve Seyit Tümtürk gibi Doğu Türkistan gerçeğini duyurmaya, kamuoyunun ilgisini bu konuya toplamaya çalışanlar ise ajan ilan ediliyorlar. Onların mücadelelerini “Asya-Pasifik hattının yükselen gücü olan ve ABD hegemonyasını sarsan Çin’i etnik ve dinsel bir iç savaşa sürüklemeye çalışmak, Uygur Özerk Bölgesi’ni El Kaide ve IŞİD gibi şeriatçı örgütler üzerinden dinsel boğazlaşmaya sürüklemek” olarak tanımlamaya çalışıyorlar.
***
Dünya Uygur Kongresi Genel Başkan Yardımcısı ve Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Sayın Seyit Tümtürk ile birkaç yıl evvel Şehitleri anma programında, Sarıkamış’ta tanışmıştım. Takdir edeceğiniz üzere o programa Türk Dünyasının Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri ve Türk Milliyetçileri katılmıştı. Kendisine atfedilen beyan ile hiç örtüşmeyen bir ortamdı yani.
Doğu Türkistan meselesini doğru anlamak için doğru bilgiye ulaşmak şarttır. O nedenle kendisi ile telefonla görüştüm. Doğu Türkistan meselesinin önemini kavradığımızı ancak “Rabia Kadir ve kendisi hakkındaki CIA maşası” ithamının kafa karıştırdığını hatırlattım. Bana 2015 yılında bir gazete ile yaptığı mülakatta kendisine sorulan ‘Doğu Perinçek hakkında ne düşünüyorsunuz’ sorusuna verdiği cevap üzerine o kanattan amansız bir saldırı başlatıldığını anlattı. Bunu da Amerika’nın, Türk Milleti üzerinde yarattığı alerjinin yüksek olduğu bu hassas dönemde yaparak karşılık bulduklarını ekledi.
İnternette araştırdığımda da bu bilgiyi teyit eder şekilde gördüm ki; Seyit Tümtürk'e karşı “CIA-FETÖ destekli ayrılıkçı grupların başını çeken, Uygur ayrılıkçılık hareketinin Türkiye'deki öncüsü(!)” ithamları hep aynı merkezden geliyor. Talihsizlik bu ithamın kalemine güvenilen bir gazetecinin köşe yazısında, kulaktan dolma bilgi ile yazılması. Kendisinden söz aldık ilk fırsatta Bursa’ya gelecek ve bize her şeyi tafsilatlı anlatacak. Sorularımıza cevap verecek.
***
Çin’in tarih boyunca Türklere karşı taktiği hep aynı oldu; “yakındaki düşmanı yok etmek için uzaktaki akrabalarını yanına çekmek.” Bu oyuna gelmeyelim. Ama batının bu haklı mücadeleyi kendi çıkarları doğrultusunda köpürtmesine, Çin'e karşı savaşlarında Türkleri kullanmalarına da imkân vermeyelim.
Mesele hem Türk, hem de Müslüman bir toplumun mağduriyeti, “ya Çinlileşeceksin ya da yok olup gideceksin” sloganı kapsamında zulümle ortadan kaldırılma gayretidir. Türk ve Müslüman olmalarından öte bir suçları olmayan Uygurlar, kardeşlik ve soydaşlıktan ötürü tüm Türk dünyasının, Müslümanlıklarından ötürü de bütün İslam âleminin ilgisini ve desteğini hak ediyorlar.
Geçen yıl dünya liderleri Birleşmiş Milletler toplantısında Çin'i eleştirdiler ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Doğu Türkistan politikasından ötürü Çin'i resmi olarak kınadı. Avrupa Parlamentosu da, 4 Ekim tarihinde Çin'in Doğu Türkistan'daki 5 milyon Müslüman Uygur'un esir tutulduğu Nazi kamplarının kapatılması için tavsiye kararı aldı.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin; Doğu Türkistan meselesine yaklaşımına gelince; Türkiye 100 yıl evvelki gibi birçok cephede bir değişik savaş veriyor. Neyi ne kadar yapabileceği ise kısıtlı. Keşke Amerika’yla birlikte, Rusya’ya, onunla birlikte de Çin’e kafa tutabilecek gücümüz olsa. Ama yok. En azından bu gün için yok.
***
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin gönüllerinden geçtiği ölçüde Doğu Türkistan meselesi ile ilgilenmiyor görünmesine ne düşündüğünü sorduğum Doğu Türkistanlı Mir Kamil Kaşgarlı dedi ki; “Devlet tarafından sağ olsunlar çok şey yapılmak istendi. Ama takipçisi olamadı, diretemedi Çin’e. Bu şekilde olmayacak diye yarı yolda bıraktı bazı girişimlerini. Türkiye'nin şu anki durumuna odaklandı. Çin de bunu fırsata çeviriyor.” Mir Kamil Kaşgarlı bir makalesinde Doğu Türkistan için Türkiye’nin acil yapması gerekenleri ve yapabileceklerini şöyle sıralamış:
Acilen Doğu Türkistan’da Türk konsolosluğu açmak,
Çin madem Türkiye’de 6 Konfüçyüs Enstitüsü açtı, buna karşılık Türkiye’nin de Doğu Türkistan’da en az 3 Yunus Emre Enstitüsü açması.
Çin madem Türkiye’de basın, radyo ve haber ajansı ofislerini açtı, buna karşılık, Türkiye’nin de Doğu Türkistan’da Anadolu Ajansı ofisini açması.
Uluslararası insan hakları kurum ve kuruluşları harekete geçirmede öncelik etmesi.
Madem İstanbul’da Çin Mahallesi kurma projesi var, buna karşılık Doğu Türkistan’da da Türkiye pazarı kurulması, Doğu Türkistan’da son 2 senedir uygulanmakta olan Türkiye ürünlerinin üzerindeki satış yasağın kaldırılması.
Türkiye’ye sığınan Doğu Türkistanlılara acilen vatandaşlık hakkı verilmesi.
Doğu Türkistanlı akademisyen, âlim ve aydınlarının uluslararası alanda tanınması için katkıda bulunması.
Türkiye’ye yerleşen Doğu Türkistanlıların eğitimine özel olanaklar sağlanması, onlardan seçerek çeşitli alanlarda özel yetiştirilmesi.
Devletlerin; uluslararası ilişkilerde kısıtları olup eli kolu bağlandığı zamanlar olabilir. Ama milletlerin, toplumların, sivil toplum kuruluşlarının bu konuyu takip etmelerinin önünde bir engel yoktur. Bazılarının bu Çin ile aramızı açmak için yapılıyor, ABD’ye hizmet ediliyor diye ithamları olması da bizi tereddüde düşürmemelidir. Bizi bilen bilir, bilmeyen de kendi bilir.
Sonuç olarak Doğu Türkistan meselesi ile ilgilenmek, araştırmak ve oradaki soydaşlarımızın manen de olsa yanında olmak çekinilecek bir husus değil. Aksine Türk Milliyetçisiyim ve Müslüman’ım diyen herkesin öncelikli vazifesidir.
Fahrettin BEŞLİ
3 Şubat 2019