737 Yıllık SÖĞÜT RUHU

Diriliş Ertuğrul dizisi ile Türk Boylarının Selçuklunun son dönemlerinde yeniden dirilişini ve bunun neticesi olarak Osmanlı devletinin kuruluş sancılarını yediden yetmişe anlattı. Biraz televizyon dizisi yapma zarureti ile süslemeler ve eklemeler olsa da kişiler ve olaylar gerçeğe sadık kalınarak canlandırıldı.

***

İşte o dizinin başkahramanı, Oğuz’un 24 Boyundan sağ yandaki Bozoklar’ın en sağ kolu olan Kayı Boyuna mensup Karakeçili /Karakeçeli aşiretinin Beyi, bazılarına göre Gündüz Alp, bazılarına göre Süleyman Şah oğlu, Osmanlı Devleti kurucusu Osman Beyin babası, Hayme Hatunun eşi Ertuğrul Bey; nedendir bilinmez koca imparatorluğa ismini veren oğlu Osman’dan daha çok anılır ve bilinir.

Son zamanlarda Osman Gazi’yi anmayı, Bursa’nın Fethi şenliklerinde yerel ölçekte gerçekleştiriyoruz. Kaç yıldır bu anma gerçekleştiriliyor bilemiyorum.

Ancak Ertuğrul Gazi tam 737 yıldır vasiyeti ile birlikte miras bıraktığı bir gelenekle yurdun dört bir yanından gelen Yörük Türkmenlerle anılıyor.

Bu tespit asla birini diğerinden daha değerli kılmaz. Sadece bir geleneğin aksamadan sürdürüldüğü ve Devleti kurandan daha çok temelini atanın tarihin hafızasında yer ettiğine işaret etmek istedim.

***

Artık herkesçe bilinen malum tarihçenin aktardığı gibi Anadolu Selçuklu Devleti; kendi yolunun sonunu gördüğü zaman diliminde, karşısına çıkan Kayı Boyuna ve Ertuğrul Bey’e, diğer Türk Beyliklerini etrafında toplayarak yeniden bir Türk Devleti kurabileceği itimadını duydu.

Bu itimat ve öngörü ile O’nu ve obasını; zamanın en güçlü imparatorluğu Bizans’ın burnunun dibine, Bursa ve İznik gibi önemli merkezlerin yanı başına, Konstantiniye’nin yakınına Uç Beyliğine gönderdi.

Bu vazife için de Bilecik Söğüt’ü kışlak, Kütahya Domaniç’i de yaylak olmak üzere Kayı Boyuna verdi. Bu gün neredeyse birbirine bakan bu iki stratejik arazilerden Domaniç’te Hayme Ana, Söğüt’te de Ertuğrul Gazi manevi makamlarında istirahat ederler.

***

Ertuğrul Gazi’nin Söğüt’e yerleştikten sonra her yıl sonbaharda; bereketli geçen yaz dönemi ve kazasız belasız yaylaya gidilip dönüldüğü için Allah’a şükür etmek, ayrıca civar Beylerle senede bir defa bir araya gelerek istişarelerde bulunmak üzere tertiplediği Toy; 737 yıldır tekrarlanarak bu güne geldi.

Yedi asırdır Türkiye’deki tüm Yörük Türkmen Boyları, Beyleri, dernekleri; hallerine şükür etmek, diğer bölgelerdeki Boylarla ve akrabaları ile kucaklaşmak üzere bu topraklarda Ataları Ertuğrul’un huzurunda toplanırlar.

Ataları Ertuğrul Gazi’nin manevi huzuruna çıkıp, fikir ve gönül bağlarını koruduklarını, geçmişlerini unutmadıklarını, kültürlerini yaşattıklarını, Yörük ve Türkmenlerin hala ikinci kıblesinin Söğüt olduğunu kendisine ve cümle âleme gösterirler.

***

Ancak, “737nci Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri” adı ile kutlayacağımız bu yıl biz Yörük Türkmenler, ne yazık ki hala Atamızın arzu ettiği gibi; kol kola, omuz omuza bir vücut olduğumuzu, siyasette, ticarette, ilimde ve bürokraside olmamız gerektiği kadar güçlü olduğumuzu yine gösteremeyeceğiz.

Oysa her zeminde güçlü Yörük Türkmenlere hem devletimizin ve Yörük Türkmen camiamızın çok ihtiyacı var.

Zamanın şartları ve imkânlarının çok gerisindeyiz. Arayı kapatmamız için daha çok çalışmalı, daha hızlı yürümeliyiz. Bizim bu devletten çok alacağımız var. Bunu devletimize olan sadakatle bağlılığımız içinde, verebileceklerimizi her zaman vermeye devam ederek yetkililerden talep edeceğiz.

***

Söğüt, her geçen gün daha geliştirildi. Çok güzel tören alanları yapıldı. Çok kapsamlı programlar yapıldı. Her kes sahiplendi Söğüt’ü. Bunun için siyasi kutuplar arasında kavgalar dahi çıktı. Devlet zaman zaman küstü ve törenlere katılmadı.

Son üç yıldır, Yörük Türkmen camiasının müşterek bayramı Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Söğüt Şenliklerine sıradanlık, mükerrerlik, heyecansızlık ve hevessizlik hâkim. Bu nedenle Yörük Türkmen dernekleri, Şölene her yıl daha da azalarak iştirak ediyor.

Oysaki Milletimizin ve Devletimizin son yıllarda üzerinde durduğu tarihimiz ve tarihi değerlerimizin en önemli bir parçasını Söğüt ve Ertuğrul Gazi teşkil ediyor. Tıpkı Malazgirt ve Alpaslan gibi… Bunun idraki ile bütün bu olumsuzluklara rağmen, biz bu şölenleri önemsiyoruz.

***

Bu anma töreninin ve şölenin sürdürülmesinde en önemli husus “Söğüt Ruhu”nun canlı tutulmasıdır.

Söğüt Şölenleri geçmişte olduğu gibi bugün tekrar Yörük Türkmen Boylarının, Beylerinin, BacıBeylerinin, BalaBeylerinin, derneklerinin, federasyonlarının birbirleri ile kucaklaştıkları, bir yıllın muhasebesini yaptıkları, önümüzdeki yıla dair radikal kararlar aldıkları gerçek bir toy olmalıdır.

Devlet ve siyasetin ayırım yapılmaksızın tüm liderlerinin bu etkinliklere katılmaları sağlanmalıdır.

Yapılacak müşterek toplantılarla, Devletin zirvesine Yörük Türkmenlerin duyguları, düşünceleri ve talepleri birinci ağızdan, aracısız ve tam olarak aktarılmalıdır.

Ertuğrul Atamız yetişene kadar, Kayı Boyunu çekip çeviren annesi Hayme Ana da sahiplenilmeli; Söğüt’ten bir hafta önce gerçekleştirilen anma programına önem verilmeli ve bu Söğüt Şöleniyle birlikte mütalaa edilmelidir.

Koşullar ne olursa olsun, her ahval ve şartta, zamanın her diliminde Yörük Türkmenler; tarihinden ders, atalarından feyz, milletinden güç alarak; töresinin hamisi, kaderinin hâkimi, Milletinin hadimi, Devletinin sadık bekçisi olma gayretlerini sürdüreceklerdir.

Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenliklerimiz daim, Toyumuz şen, Bayramımız kutlu olsun.

Fahrettin BEŞLİ

8.9.2018