Ne çok kirlendi Âdemoğlu, yeryüzüne düşeli beri…
Kendilerini yaratan Ulu Tanrı’nın, (sembolik de olsa) men ettiği yasak elmayı ısırıp, cennetten kovulduğu günden bu yana; Âdem ile Havva’nın nesli, cennetten daha da uzaklaştı.
***
Tanıştığım değerli bir beslenme uzmanı, “yaşlanmak çürümektir” demişti. Çürümeyi yavaşlatmanın çaresinin de doğru beslenmekten geçtiğini, bunun da aslında “canlı transferine imkân vermek” olduğunu anlatmıştı ardından. Bariz olarak görüyoruz ki; sadece madde âlemindeki somut beden değil, mana âlemindeki ruh da yaşlanırken çürüyor. Ne bedenimizi ne de ruhumuzu doğru besleyemediğimiz için o kadar kirlendik ki, bir çöp yığınına dönüşmemize az kaldı.
***
Tam da Âdem ve Havva’nın af diledikleri ve bağışlandıkları Muharrem ayındayız.
“… Rableri ikisine birden seslendi: “Ben ikinizi de o ağaçtan men etmemiş miydim? Ve Ben ikinize de “kesinlikle şeytan sizin için ayan açık bir düşmandır” dememiş miydim?” “Her ikisi de dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendi kendimize zulmetmişiz eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan kesinlikle kaybedenler arasına gireriz!” (Araf; 22. 23)
Hicri takvime göre yılın ilk ayı olan Muharrem ayı; ilk 10 günü içinde gerçekleşen olaylar nedeniyle Müslümanlar için haram (hürmetli) aylardan biridir. Hz. Âdem’in işlediği günahtan sonra tövbesinin kabul edilmesi, Hz. Hüseyin ve beraberindeki 72 kişinin Kerbelâ’da şehit edilmeleri, Hz. Nuh’un gemisinin tufandan kurtulması, Hz. İbrahim’in ateşte yanmaması, bu hadiselerin bazıları. Ehemmiyetli günler içindeyiz.
***
Son dönemde artış gösteren vahim hadiselerin vasfı; insan terbiyesinin, eğitiminin, medeniyetinin, erdeminin, merhametinin, vicdanının, kısacası insanlığın sınırlarının dışına taşıyor. Tarif edilen insanlık bu tanık olduklarımızla hiç uyuşmuyor.
Ortadoğu’yu şekillendirmek üzere üretilmiş DAEŞ/İŞİD usulü infazlar, çocuğa tecavüz ve katledişler, karısını uluorta bıçaklayanlar, yetinmeyip yakıp yol ortasına atanlar, … Gerisine dair örnek sizlerin hafızasında da bolca var.
Dün akrabası tarafından hamile bırakılan 12 yaşında engelli bir kız çocuğunun hikâyesini ve sadece bir ilçede 14-18 yaşlarındaki taze fidanlardan 62 tanesinin ölü bulunduğunu, bunların da kamuoyundan gizlendiğini duydum.
Bunlar bizim katta ve sokakta olanlar. Sosyal piramidin üst katlarına doğru çıktıkça rengi ve hacmi değişik örneklerle karşılaşıyoruz. Ama oralarda dolaşmak ve olanlardan söz etmek tehlike arz ettiğinden, biz yine sadece kendi katımızda kahrolmayı sürdürelim.
***
Nereye doğru gidiyoruz, ne tarafa sürükleniyoruz, ne kadar hızlı çürüyoruz?
Sebebi ve çareyi bilim, fen, teknik yerine; mana âleminde, metafizikte ve soyut bilgilerde aramak geleneğine ben de uyup, olan bitenin sebebini orada buldum. Her şey ilk yaradılışla başlıyor. İyi de kötü de, iyilik de kötülük de, sevgi de nefret de, siyah da beyaz da…
***
Ulu Tanrı; erkek ve kadın olmak üzere insanı, iki cins olarak aynı anda yarattı. Erkeğe “Âdem” kadına da “Lilith” dendi. Bu iki insan cennet bahçesinde birlikte bolluk içinde yaşadılar.
Ancak geçen zaman içinde Lilith, Âdem’in kendisine karşı sürekli üstünlük taslamasına ve hükmetmeye çalışmasına itiraz ederek; ikisinin de topraktan yaratıldığını hatırlatıp, eşitlik talebinde bulundu. Karşılık bulamayınca da cennetten çıkış parolası olan Tanrı'nın söylenmemesi gereken ismini söyleyerek, bile isteye cenneti terk etti.
Yeryüzünde başka bir düşmüş melek olan şeytan/iblis (Lucifer) ile karşılaştı ve karı-koca olarak yaşamaya başlarlar. İblis ile yaşadıkları yasak ilişkiler sonucu her gün 100 çocuk (bu çocuklar cin, şeytan, vampir, vb. olarak tasvir edilir.) doğurdu. Böylece bütün kötülüklerin anası oldu. İnanışa göre, dünyada kötülüklerin bu kadar yaygınlaşmasının sebebi budur.
Lilith'i özleyen Âdem’in, geri getirmesi için yalvarması üzerine Tanrı, yeryüzüne Lilith'e melek gönderdi ve cennete geri çağırdı. Dönmediği takdirde her gün 100 çocuğunun öldürüleceği bilgisini de gönderdi. Yeni yaşamından memnun olan Lilith geri dönmeyince de Tanrı buyruğunu yerine getirdi.
Tanrı, Lilith gibi bela olmasın diye, bu kez Âdem’in kaburga kemiğinden tipi Lilith'e aynen benzeyen Havva'yı yarattı. Âdem, Havva’yı Lilith sanarak cennetteki mutlu mesut hayatına yeniden kavuştu.
Her gün 100 çocuğunun öldürülmesinin acısını yaşayan Lilith'in kulağına, Havva'nın yaratılış haberi de gidince; kıskançlık içinde öç almaya yemin etti. Şeytanın yardımıyla yılan şeklinde cennete gitti ve Havva'yı kandırıp, yasak meyve(bazı kaynaklarda incir) elmayı yemeğe ikna etti. Havva da Âdem’i ikna edip elmadan ısırmasını sağlayınca, ikisi birden cennetten kovuldular. Lilith yasak elmadan ısırmadığı için ölümsüz kalırken, yeryüzüne inen Âdem ve Havva ölümlü oldular.
Âdem ve Havva, yeryüzünde Lilith ve Şeytan ile karşılaştılar ve savaşa başladılar. Kötülerin safını oluşturan Lilith ve şeytanın çocukları, Âdem’in soyundan gelenlerin başına musallat oldu.
O gün bugündür devam eden bu savaşı, her iki tarafında oğulları ve kızları yönetiyor.
***
Detayları ve hikâyesi farklılık arz etse de bu efsane; İslam kaynakları hariç, ilk iki semavi din ve Ortadoğu coğrafyasındaki bütün kavimlerin kaynaklarında geçer. Sonuç olarak bu efsaneye göre bütün kötülüklerin ve kötü varlıkların anası ve bizim soyumuzun düşmanı Lilith; Âdemoğullarının başına gelen nice felaketin sebebidir.
***
Öyle görünüyor ki, intikam almak için yemin eden Lilith; Âdem’in ısırıp yarım bıraktığı elmayı bitirtmeye kararlı. Bunun içinde Âdemoğulları elma koçanını kemirip duruyorlar.
İyilik ve kötülük birbiri ile ezelden mücadele içindeler. Sanki son zamanlarda bu mücadelede iyiler ve iyilikler zayıf düştü, ümitsizliğe ve yılgınlığa kapılarak gevşediler de, kötüler ve kötülükler üstünlük sağlamaya başladılar.
Böyle bir mücadelenin olmadığı, sadece iyiler ve iyiliklerin var olduğu bir dünya, gerçeklemesi mümkün olmayan bir hayaldir. Çünkü burası kovularak sürgün edildiğimiz yeryüzü. O sizin hayalinizi kurduğunuz yerin adı ise Cennet. Oraya sadece hak edenler dönebiliyorlar. Herkes bunu hak etmek için gayret etse bu dünya da bir cennet olurdu.
Fahrettin BEŞLİ
30 Eylül 2018