Çocuklarımıza işin aslını öğretmeli.
Pazartesi günü okullar açılacak. Neredeyse tüm hanelerde en az bir öğrenci olduğundan, her yerde bir telaş hâkim. Ancak hiçbir öğrencide okuluna, öğretmelerine, arkadaşlarına kavuşacağı heyecanını göremiyorum.
Eğitim sisteminin bir göstergesi de okulların açılacağı zaman; sevinçle heyecan duyan çocukların, üzüntü ile gerilen çocuklara olan oranıdır bana kalırsa. Her yıl okula gitmek istemeyenlerin oranı diğerlerine nazaran büyük artışlar gösteriyor.
Nedenini 9 yaşındaki çocuğa sorduğunda aldığınız cevap yeterli oluyor. “Bana okula gitmek istemem için bir neden söyle. Sevdiremediniz ki okulu…” Okulu sevdiremediğimiz için hayatı da sevdiremiyoruz. Çünkü hayata hazırlayamadığımız çocuklarımız, hazır olmadıkları hayatta hep zorlanıyorlar. Muvaffak olamadıkları için dengeli ve mutlu bir yaşam süremiyorlar. Hayatı iyi anlatıp sevdirebilmek için okulu sevdirmeliyiz.
Çocuklarımıza pozitif bilimlerin yanında, yaşamanın ilmini de öğretmeliyiz. Onlara işin aslını öğretmeliyiz.
***
Merhum Sakıp Sabancı’nın vefatına yakın, bir televizyon mülakatı hatırımdadır hep. Kâğıda bir daire çizdi. Saat kadranına göre 3ün olması gereken yere 20, 6nın olması gereken yere 40, 9un olması gereken yere 60 ve 12nin yerine de 80 ve 0 yazarak daireyi dört dilime böldü. Anlatmaya başladı.
“Ortalama ve iyi bir ömür takribi 80 yıl sürer. Fazlası uzatmalardır. Bunun 0 ile 20 yaş arasındaki birinci çeyreğinde insan bedene dair olanları, fiziksel ve somut bilgileri öğrenir. Yürümek, beslenmek, hastalanıp iyileşmek, okumak, yazmak, vs. 20 ile 40 yaş arasında ise ruha dair olanları, soyut ve duygusal gerçekleri öğrenir. Âşık olmak, sadık olmak, ihanete uğramak, kazık yemek, tek başına ayaklarının üzerinde durmak, aile sorumluluğu almak, vatan millet sevdası vs.
60 ile 80 yaş arası yorgunluk dinginlik dönemidir. İnsan artık sorulandır, danışılandır. Bilgiler tecrübeler aktarılır, Geriye kalan 40 ile 60 yaş arası çeyrek asıl yaşam alanıdır. Öğrendiklerinin uygulama yeri burasıdır. Başarı ve başarısızlık bu dilimin eseridir. İşte kırk yıl bu yirmi yıl için hazırlıkla geçer.”
***
İnsan ömrünün ilk kırk yıllık eğitim ve öğrenim hayatı ailede başlayıp, okulda bir üst seviyeye çıkar. Bu kalan ömrün tamamının tonunu belirler. En büyük hatayı da vahim eksiklerimizden ötürü bu okul eğitimi içinde yapıyoruz.
Geçen gün, zaman zaman fikir yazılarını paylaşan değerli bir büyüğüm; yüzyıl evvelki bir meşhurun hatıraları arasında bulduğu şu paragrafı gönderdi: "Fikrimi saklamayı riya, adilik biliyordum; bu sebeple derhal söyleyiveriyordum. Bu, hayatta ne büyük hatadır. İnsan bundan çok kaybeder. Gerçi iyi bir fazilet ise de hayat âdeta riyadan ibaret olduğundan fikrini saklayanlar kazanır."
Arkasından da kendi düşüncelerini eklemiş. “Ne yazık ki döndük dolaştık yine aynı sosyal ve kültürel ortama düştük. Fikrini saklayan, her devrin adamı olan ve perde arkasından herkese göz kırpan, bu dünyada hayattan galip çıkmaya namzet kimseler, toplum vitrininde ön sırada boy gösteriyor.”
***
Biz de okullarda iyi eğitimler aldık. Matematik, fen, edebiyat, sanat, tarih konularında lazım olacak bilgileri belleğimize yerleştirdik. Ama aldığımız eğitim ve öğretim iyi ve doğru insanların hâkim olduğu bir dünya için geçerli idi.
Bize işin aslını öğretmediler ve bizi bu güne hazırlamadılar.
Doğru bildiğimiz her şey tedavülden kalktı. Bize gösterilen doğru istikamette yürümeye çalışan azınlık; ters yünde koşarak ilerleyen büyük güruhun üzerlerine basarak ilerlemelerine mani olamıyorlar.
Topluca kandırılıp yönlendiriliyoruz. “Hayır, o taraf yanlış yön” diyenin kafasına odunu da bizzat biz indiriyoruz. Bizi kandırıp yönlendirenlere zahmet ettirmiyoruz.
Topluca ters yöne gidiyoruz.
***
Çocuklarımız işin aslını, gerçeği ve doğruyu öğrenmeli. Buna uygun yaşamalı.
Sadakatle sıkı sıkıya tutundukları idealleri ve davaları olmalı.
Lakin bu ideal ve dava kişiyi değil, toplumu yüceltmeli.
Çok çalışmalı ve değerler üretmeli,
Lakin ne emeğini ne de ürettiğini kaptırmamalı.
Birlikte yürüyecek sadık dostları ve dava arkadaşları olmalı.
Lakin kimseyi sırtına bindirerek, birlikte yürüyoruz dedirtmemeli.
Erdemli davranmaktan ve doğruyu yapmaktan vaz geçmemeli.
Lakin bunun, kimsenin kendi hikmetinin eseri olduğu istismarına izin vermemeli,
Töreye ve kurala tabi olmalı. Büyük bellediğine saygı ile baş eğmeli.
Lakin kimsenin önünde fazla eğilip küçükmüş gibi görünmemeli.
Hayatın her aşmasında eteğinden tutacağı, yol gösterici, akıl verici biri olmalı,
Lakin son sözü söyleme ve son kararı verme iradesini kaybetmemeli,
Günü geldiğinde kaçınılmaz bir noktada gereken bedeli ödemeli,
Lakin bu onu eksiltmemeli, tüketmemeli ve yok etmemeli.
***
Çocuklarımıza
Hile yapmadan, hileyi görmeyi;
Tuzak kurmadan, tuzağa düşmemeyi;
İhanet etmeden, ihanete uğramamayı;
Dolandırmadan, dolandırılmamayı;
Çalmadan, çaldırmamayı;
Başkasını kullanmadan, kendini kullandırmamayı;
Şikâyet etmeden, gammazlamadan, gerçeklerin görülmesini sağlamayı,
İstismar etmeden, istifade edebilmeyi,
Hayallerini çaldırmadan, hayallerine ortak etmeyi,
Öğretmeliyiz.
Çok geç olmadan çocuklarımıza işin aslını öğretmeliyiz.
Biz rahatsız olduk, üzüldük, ezildik. Bari onlar kendilerini kurtarsınlar.
Fahrettin BEŞLİ
15 Eylül 2018