KADİM GÖÇERLER SON KEZ KONMADAN

2- Göç Eden, Konan Yörükler.

“Biz Türkler göçer değiliz, göç edenleriz.

Çünkü göçerler, gelirler geldikleri yerdeki kaynakları tüketir kirletir ve çöplerini de orada bırakıp giderler.

Oysa biz Türkler göç edenleriz. Biz bir yerden bir yere göçeriz. Geldiğimiz yere yeni medeniyete kurarız o bölgeyi kalkındırırız. Oraya kazandırdıklarımızı oraya bırakır, orayı belli bir medeniyet seviyesine getirir; sonra da oradan başka bir bölgeye medeniyeti getirmek için göç ederiz.”

Diye not düşmüş merhum Prof Dr Turhan Yazgan Hocamız.

***

Hem kısa hem de uzun vadede geçerliliği koruyan bu temel prensip, hem terminolojiyi hem de kültürü ortaya koyuyor.

***

Çokça kullanılan ifade “Konar Göçer Yörükler.”

Oysa ‘Göçer Konar’ mı yoksa ‘Konar Göçer’ mi olmalı üzerinde durulmamış.

Bana kalırsa uzun ve kısa zaman dilimlerinde önce göçtükleri, sonra kondukları için bu sırayı esas alarak “Göçer Konar” isimlendirmek daha doğru geldi.

***

Göçer Konar bir yaşam şeklini tarif ediyor. Yörük ise bu yaşam şeklini sürdürürken yürüyen Türk Boylarının insanını isimlendiriyor.

***

Merhum Prof Dr. Turhan Yazgan Hocamızın tarifini esas alacak ve göçer konar, göçmen, göçer yaşama şekillerini sürdüren başka soylardan insanlarla ayırımını da ortaya koyacak şekilde biz kendimizi “Göç eden Konan Yörükler” olarak tanımlamak en doğrusu olacak kanaatindeyim.

***

Geçtiğimiz günlerde tam da bu tanıma uyan bir Sarıkeçili obasına; yaklaşık 1500 metre rakımlı yayladaki kıl çadırlarında konuk olmuştuk.

Orta Torosların Konya ili Hadim ilçesi sınırları içinde kalan Aladağ Vadisindeki; Umurlar yaylasının Mantarlık mevkiindeki üç dört çadırdan oluşan obasında Kuş Ali’nin zengin gönül sofrasına oturduk.

***

Deve ile göç eden son ve tek Yörük olarak bilinen Kuş Ali’nin 17 tane devesi, 500 civarında da keçisi var. Kışı Mersin Bozyazı ilçesi yakınlarındaki Torosların Akdeniz’e bakan yamaçlarında geçirdikten sonra, Konya’nın Hadim ilçesi civarındaki yaylalarda yazın bereketini topluyor.

***

Deve; bu yaşam şeklinin sorunsuz sürdürülebilmesinin en kolay vasıtası. Arazi şartlarına ve ağır yüke itiraz etmeyen, yakıt maliyeti olmayan bir canlı taşıt.

Aynı zamanda Yörük Kültürünün bir parçası. Antalya’da ki kötekli Yörükleri Dernek Başkanı Veli Altıntaş’tan babasının deve kervanları ile göç hatırlarını dinlemekten keyf alırım hala.

***

Ankara Üniversitesinin yayınladığı bir çalışmaya bakıldığında 1950 yılında 110.000 olan deve sayısı 1982’de 9.000 e kadar düşmüş. 1982 den sonrası kayıt tutulmadığından olsa gerek bu günkü deve sayısı bilinmiyor.

Deve kullanımı 1977 den itibaren yerini kamyonlara bıraktı. Göçen Yörükler yılda üç ay faydalanıp dokuz az baktıkları develeri satıp, yerine kamyonları tercih ettiler. Bu uygulama 1985 – 86 yıllarında daha fazla yaygınlaştı. Bu da berberinde kamyon yoluna uygun arazi ihtiyacı doğurdu. Kışlaklarla yaylalar arasındaki rakım farklılıkları ve mesafeler azaldı. Arazi şartları zorlaşınca bu defa kamyonların yerini göçlerde traktörler aldı.

***

Göç eden - Konan Yörüklerin göçü de zordur, günlük yaşamı da. Sadece çektiği yerlerde kullanabildikleri cep telefonlarında başka bizim kullandığımız hiçbir teknolojik imkânlardan fayda göremez.

Yakın mesafelerde ıslıkla ve bağırarak ya da kendilerine özgü çıkardıkları seslerle haberleşirler.

Ankastre yerine odun ateşinde yemek pişirirler, florasallı ampullerinin yerine gaz lambaları ve el fenerleri kullanırlar, akan çeşmeleri olmadığından her maksat için gereken suyunu uzaktan taşıyarak getirirler. Kentin kalabalığına nispetle yapa yalnız sayılırlar.

Köşkleri ardıç ağacının gölgesi, döşekleri toprak, yorganları yıldızlı gökyüzü, yastığı da taştır.

***

Bu hayatı sadece onlar yaşayabilirler. Bu günlerde moda kamp sevdalıları bile bu yaşam şekline bir hafta dan daha fazla dayanamazlar.

Ama anlatılması güç, yaşandığında kokusu alınan, tadına varılan hazzı hissedilen bir yaşam kalitesi var.

Kentin kirli çarkları arasında ezilmediklerinden temiz ve sağlam kişilikleri var. Hile hurda riya, dolandırma vs. onlara uzak ifadeler.

Bereketli sofraları herkese açık.

Okul müfredatlarına uzak olsa da sağlam köklerden gelen töre ve aile için disiplinle hayata dair son derece eğitimliler. Bizim onlardan öğrenecek çok şeyimiz var.

Zengin olmanın hikmetini bilmemeyi asıl zenginlik gördüklerinden kanaatkârdırlar. Azla yetinirler fazlasını ikram ederler.

Devletine sadık, tabiatın yakın dostu ve bekçisi, çalışkan, üretken, görgülü ve konukseverdirler.

***

Nereden bakarsanız bakın iyi olduklarını görürsünüz. Bu iyi insanların sadece Ankara’da çözümlenebilecek sorunları var.

Fahrettin BEŞLİ

28 Temmuz 2018