ZAFER TAKLARI TÜRK DEVLETLERİNİN GİRİŞ KAPILARIDIR.

Bakmayın bu günkü ahvalimize, belgelenen ikibinbeşyüz yıllık tarihimizin her safhasında en az bir devletimiz olmuştur.

Çünkü biz Türkler kendimize ait vatandan başka topraklarda, kendi devletimizden başkasının idaresinde yaşayamayız.

Bunca zaman kendi yurdumuzu kendimiz seçip, kendi devletimizi kendimiz yıkıp, yenisini de kendimiz kurmuşuz. Kendi zaferleri ile yeni devlet kuranlar; başkasının zaferi ile de yıkılmışlar.

***

Başlangıcı M.Ö. 1116 yıllarına giden Türk Devletleri hakkında ne yazık ki, sıhhatli bilgiye sahip değiliz.

M.Ö. 209 yılında, Hunlar’ın bilinen ilk hükümdarı T’ou-man (Teoman) Tanhu’nun Çin kaynaklarında ilk defa görünmesi ile Türkler tarih sahnesinde belgelendiler.

Aynı yıl Mao-tun (Mete) Tanhu’nun Hunlar’ın başına hükümdar olması da Kara Kuvvetlerinin kuruluş tarihi olarak benimsendi.

İlk kez Mete Han tarafından kurulan düzenli Türk Kara Ordusunda sayı itibarıyla 10.000 atlıdan oluşan en büyük birlik, “Tümen” olarak adlandırılmış, tümenler binlere, binler yüzlere, yüzler onlara ayrılmış, her birinin başına Tümenbaşı, Binbaşı, Yüzbaşı ve Onbaşı rütbelerine sahip birer komutan görevlendirilmiş ve aşağıdan yukarıya doğru emir-komuta zinciri içerisinde birbirine bağlanmıştır.

Mete Han ile tarih sahnesine çıkan bu teşkilatlanma modeli günümüze kadar uzanan zaferler silsilesi ile süregelmiş, özellikle Göktürkler, Uygurlar, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde Türk Ordusu dünyanın sayılı ordularından birisi olmuştur.

***

Bu tarihten öncesi de bizim için karanlık bir dönem değil aslında. Bu döneme dair Muzaffer Kumandanlar ve tarihte yeni safha başlatan zaferlerimiz o kadar çok ki…

M.Ö. 8. ve M.S. 2. YY arası bin yıllık ömründe devlet teşkilatını geliştirme, milleti ve toplumları yönetme, toplumsal yaşayış biçimleri, sanat, inanış ve fetih anlayışı açısından Hunlara, Göktürklere, Uygurlara benzeyen ve Grek kaynaklarında Skyt (İSKİT), İran ve Türk kaynaklarında SAKA olarak anılan devlet, Türk Tarihinin ilk sayfalarını doldurur.

M.Ö. 8. yüzyılda meydana gelen göç sonucunda, İskitler doğudan batıya doğru harekete geçtiklerinde; Karadeniz’in kuzeyinde ve Hazar Denizi’nden Tuna Nehri’ne kadar geniş bir coğrafyada yaşayan Kimmerlerle başlayıp, önlerine çıkan Urartularla, Asurlarla ve Perslerle yaptıkları savaşları zaferle sonuçlandırarak büyümüşlerdir.

***

Ve bu dönemin bilge bir Türk hanedan mensubu, bir Prens (Tigin, Tekin, Şehzade), Türk (Turan) – Pers (İran) savaşlarının Efsanevi Kahramanı Alp-Er Tunga; Türklerin milli bir önderi olarak ortaya çıkmıştır.

Tüm Türk Hakanlarının Alp-Er Tunga’nın neslinden geldiğini ve “dünya hükümdarları içinde en adaletli olanların Türk Hükümdarları” olduğu anlatılagelir.

M.S. 8. yüzyılda dikilen Orhun Kitabelerinde “Tongra Tigin mateminden” (yuğ) bahsedilir. Uygurlar, Karahanlılar ve Selçuklular O’nu kendi soy ağaçlarının başına yerleştirirler. Tıpkı Oğuz Kağan gibi Alp-Er Tunga da Türklerin ortak atasıdır.

***

Dünya tarihindeki ilk kahraman ve muzaffer kadın hükümdar Tomris Katun; yine bu dönemin Türk değerlerinden birisidir.

Türkleri birleştiren ilk kağan Alp Er Tunga’nın torunu olan Tomris Katun, İran hükümdarı Kirus’un ordusu ve eğitilmiş vahşi köpeklerine karşı savaşı bizzat yöneterek; ok atmakta, ata binmekte, kılıç ve savaş arabalarını kullanmakta mahir Türklere komuta ederek zafer kazanmıştır. Yönettiği ve ele geçirdiği topraklardaki insanlara fena muamele yapan Kirus’un kafasını koparıp, içi kan dolu bir fıçının içine atarak “Hayatında kan içmeye doyamamıştın. Şimdi kana kana iç” der.

M.S. 2.Yüzyıla kadar kazandıkları zaferleri ile varlıklarını koruyan İskitler, Güney Avrupa’ya ilerleyen Gotlar’ın zaferi ile tamamen ortadan kaldırılmışlardır.

***

Mete'nin bütün Türk Boylarını tek idare altına toplaması ile kurulmuş; belgelerle ispatlanabilecek ilk Türk İmparatorluğu Büyük Hun İmparatorluğu; M.Ö. 204 - M.S. 216 arasındaki dört yüzyılda 18.000.000 kilometrekare büyüklüğe bu zaferlerle ulaşmıştır. Yapımına sebep olduğu Çin Seddi, Hun Türklerinin Çin içlerine bir çığ gibi akmalarına engel olamamıştır. Ulusal varlığımızın temeli bu imparatorlukla atılmıştır.

***

M.S. 48-216 arasında varlığını sürdüren Batı Hun İmparatorluğu Avrupa’da 4.000.000 kilometrekarelik alana hükmetmiştir. En ihtişamlı dönemini 445'te İmparator olan Attila ile yaşamış; Doğu Roma'yı vergiye bağlamış, Balkanlarda 70 şehri zapt ederek Bizans topraklarını çiğnemiş, İstanbul kapılarına dayanmış, İtalya'nın üzerine yürümüştür.

***

Bumin Kağan önderliğindeki Göktürkler, kazandıkları zaferle Avar’ların egemenliğine son vererek ilk defa TÜRK adını kullanarak Göktürk İmparatorluğu’nu (M.S. 552 - 743) kurup 18.000.000 kilometrekarede hüküm sürmüşlerdir.

***

İstanbul’u kuşatan Avar Kağanlığı (M.S. 563 – 803) zafer kazansalardı Türkler binbeşyüz yıldır İstanbul’u ellerinde tutuyor olurlardı.

***

751 yılında Araplar ile Çinliler arasındaki Talas Savaşı; Araplara yardım eden Karlukların, İslamiyet’i kabul eden ilk Türk Boyu olmasının vesilesidir. Daha sonra Karahanlıların (M.S. 840 – 1212) ilk Müslüman Türk Devleti olarak Türkleri İslam’a kazandırmış, Türkleri de İslam’la nurlandırmıştır.

***

1040 yılında Dandanakan Meydan Muharebesi’nde Gaznelileri yenerek, elde ettikleri zaferle bağımsızlığına kavuşan Selçuklular; kısa zamanda yeni zaferlerle İmparatorluğa dönüşmüştür.

Bununla da yetinmeyip, Sultan Alp Aslan Komutasında 26 Ağustos 1071 de Malazgirt Meydan Muharebesi’nde Bizanslıları yenerek, Anadolu’yu yeni bir Türk yurdu yapmıştır. Ardından kurulan Anadolu Selçuklu Devleti zaferlerle Bizans sınırlarını Avrupa’ya kadar geriletmiştir.

***

Osman Bey’e emanet edilen “tuğ”un altında toplanan Türk Boyları irili ufaklı zaferlerle Osmanlı’yı Beylikten Devlete, İstanbul’un fethi ile de imparatorluğa taşımışlardır.

***

Yediyüz yıllık şanlı bir tarihin son sayfalarında Gazi Mustafa Kemal; sancağı yere düşmesine fırsat vermeden alıp, Kurtuluş Savaşını 30 Ağustos 1922 de Büyük Taarruzun Büyük Zaferi ile noktalamıştır.

***

Gazi Paşa, Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; "Zaferleri ve mazisi insanlık tarihiyle başlayan, her zaman zaferle beraber medeniyet nurları taşıyan kahraman Türk Ordusu”nun; memleketini, en buhranlı ve müşkül anlarda zulümden, felaket ve musibetlerden ve düşman istilasından nasıl korumuş ve kurtarmışsa, Cumhuriyet'in bugünkü feyizli devrinde de askerlik tekniğinin bütün modern silah ve vasıtalarıyla mücehhez olduğun halde, vazifesini aynı bağlılıkla yapacağına hiç şüphemiz yoktur.

Fahrettin BEŞLİ

25 Ağustos 2018