KADİM GÖÇERLER SON KEZ KONMADAN;

1-Bir fotoğrafın izinden

Modern hayatın tüm imkânlarından azami istifade ederken; hayatın tüm tatlarından, tabiattan, yeryüzü nimetlerinden velhasıl yaşadığımız şu kısacık yaşamımızın özünden, her geçen gün daha fazla mahrum oluyoruz.

Yazılarda sohbetlerde, beton duvarlar arasında sıkışmışlıktan şikayet etmeyi artırışımız; koca koca binalar arasında çoktan yolumuzu kaybettiğimizi yeni yeni fark etmeye başladığımızın göstergesi.

Gezen tavuk yumurtası, organik domates, kara inek sütü, köy ekmeği ve tereyağı bulabilirsek bir nebze bu tatsızlığı anlık olarak aşmış oluyoruz.

***

Bursa Uludağ’ın zirvesinde ve eteklerinde yaşayan burada “Dağlı” olarak bilinen Yörük kültürü ile varlıklarını sürdürmüş köylülerin çocukları olduğumuzdan; 20 yıldır bu manevi merkezden uzaklaşmamaya gayret ediyoruz. Yörük kültürünü yaşatmak, sürdürmek, gelecek nesillere aktarmak için dernekler, federasyonlar ve en sonda Türkiye genelinde 120 dernek 20 federasyon bir konfederasyondan oluşan bir “Birlik” kurduk.

Derine indikçe görüyoruz ki dert de çok, sorun da çok, iş de çok. Ancak yeterli imkan yok, çözüm yok, olması gereken odakların konuya ilgisi yok.

***

Yörük kültürü deyince bunun yaşayan en somut hali Toroslardaki “Göçer Konar”lardır. Çünkü onlar “Yörük”e isim veren gerçek yürüyen Türklerdir. “Göçer Konar”ları; beynelmilel hareket halindeki romanlarla ve tek seferlik yer değiştiren göçmenlerle karıştırmamak gerek.

Bizim ilgi alanımız şehir merkezlerinden uzakta, tabiatın içinde, tercihen o coğrafyanın en yüksek rakımlarında, yaşamlarını sürdürmeye çalışan; sahip oldukları en büyük hazineleri kültürlerini ve yegâne mal varlıkları olan hayvanlarını korumaya çalışan kadim Göçer Konar Yörüklerdir.

***

Bursa’da bu gün çok azalmış da olsa; yakın zamana kadar, küçük mesafeler içinde bu yaşam şekli sürdürülüyor idi. Köyler kışlak, daha yüksekteki alanlar da yazlık yayla olarak kullanılırdı. Her köyün yaylası vardır hala. Baharla birlikte yaylalara çıkılıp havalar bozana kadar orada kalırlardı.

***

İşte bu göçer konar yaşamı hakkı ile yapan, kışı aşağılarda ovaya yakın yerlerde düzde geçirip, yazın bereketini ve keyfini yüksek yaylalarda ormanlarda yaşayan Yörükler; artık bir daha göçmemek üzere son defa konmak üzereler.

***

Birlikte geliştirdiğimiz bir projeyi görüşmek üzere Ankara’da bir araya geldiğimiz Güneydoğum Derneği Başkanı Sayın Duygu Sucuka Hanım bir fotoğraf gösterdi. Fotoğrafta göç için hazırlanmış yüklerin önünde iki kız görülüyordu.

Kızlardan birisi o kadar güzel bir yüz ifadesi ile kadraja yakalanmış ki, bir den heyecanlandım. Aradığımız bu dedim kendi kendime. Bu yüz ifadesi göçer konar olmaktan hala memnun, mutlu bir genç kız ifadesi. Bu ifade gelecek için umut verici. Modern yaşamı tatmış kimsenin tercih etmeyeceği bir yaşam tarzından hoşnut bir genç gelecek için maya demektir.

Hatırlar mısınız, Rusya Afganistan’ı işgal ettiğinde; “National Geografik” dergisindeki tek bir Afganlı kız Sharbat’ın gözlerinin derinliğindeki ifade dünyanın dikkatini çekmişti.

İşte bu fotoğraf ve bu kız da Göçer Konar Yörüklerin sembolü olabilecek kadar etkili diye heyecanlanınca; Duygu Hanım beni 10 yıl evvelki resmini gördüğümüz o kızın bu günkü halini görmek üzere Toroslar’daki o yaylaya davet etti. Göçer Konar Yörüklerin sorunlarını kamu yetkilileri ile birlikte görüşüp çare arayacaklarını anlattı. Memnuniyetle ve heyecanla daveti kabul ettim.

***

19 Temmuz 2018 günü sabah Konya’da buluşup Hadim ilçesi sınırları içinde kalan Aladağlar üzerinde Umurlar Yaylası Mantarlık mevkiindeki yaylaya çıktık.

Resimdeki kızların babası, develerle göçün son temsilcisi olan Kuş Ali’nin yaylasına misafiri olduk. Fotoğraftaki kız Gülcan’la tanıştık. Evlenmiş çoluk çocuğa karışmış. Babası ile birlikte Göçer Konar Yörük yaşantısını sürdürüyor.

***

Bu ziyaret iki boyutlu olarak benim için önemli idi.

Birincisi Hüdavendigar Yörük Türkmen Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı ve Türkiye Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği Genel Sekreteri ve bu yola gönüllü çıkıp faydalı olmaya çalışan birisi olarak sıkça haklı bir eleştiriye maruz kalırdım. Toroslar’ın yaylalarında göçer konar bir Yörük çadırını görmeden, orada en az bir gece geçirmeden Yörük kültüründen bahsetmek eksikliktir.

Bunu kısmen gidermiş oldum. Gittim gördüm yaşadım, anladım.

İkincisi de bu konulara hizmet etmeye çalışan bir sivil toplum örgütü temsilcisi olarak göçer konar yaşamın sorunların çare üretmek öncelikli vazifemizdir.

İşte Güneydoğum Derneği’nin uzunca üredir gayret gösterdiği bu çalışmaya dahil olarak Göçer Konar Yörük yaşantısının meselelerine çare aramaya başlamak da ikinci eksiğimizi tamamlayacaktı.

Birinci bölümü peşine düştüğümüz fotoğraf ile sona erdirip; yazının ikinci bölümünde göçer konar yaşamın neden sürdürülmesi gerekliliğini ortaya koymaya çalışacağım.

Fahrettin BEŞLİ

28 Temmuz 2018