Siyasette VEDA ve VEFA
1999-2004 arası dönemde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Sayın Erdoğan Bilenser'i Bursalılar hatırlar. Geçenlerde bir sağlık probleminden haberdar olunca, TYTB Genel Başkanımızla birlikte geçmiş olsun ziyaretinde bulunduk. Konu müşterek hatıralara yönelince sohbet bir hayli uzadı.
Kendisi Belediye Başkanı iken benim de, Belediye İktisadi Teşekküllerinden birinde, sosyal projeler geliştirip icra eden BURFAŞ’ta Genel Müdür Yardımcısı olarak vazife almama imkân verdi.
Görev yaptığı beş yılın analizini yaparken fark ettik ki; özellikle sosyal projeler öne çıkacak şekilde çok fazla sayıda “ilk” bu dönemde gerçekleştirilmiş. Ben de bu ilklerin birçoğunda kritik konumlarda vazife ve rol aldığımı hatırlayarak kendimce gururlandım.
Bu “ilk”leri sıralayacak olursak liste başı hiç kuşkusuz BURSARAY olur. Önceki dönemlerde verilen kararların ve başlatılan girişimlerin ifa edilmesi ve nihayete erdirilmesi bu döneme denk geldi. Batı etabının tamamlanması ile birlikte kondüktör olarak ilk düdüğü çalmak ve vatman olarak kontrol kabinine oturmak ta Sayın Bilenser’e kısmet oldu.
Burada ihale başta olmak üzere karşılaşılan her türlü krizi çöze çöze ilerleyerek raylı sistemi inşa etmek bir başarı kuşkusuz. Ama bu sistemi işler hale getirmek ve ona hayat vermek de bir o kadar değerli başarıdır. Hatta bu konuda ulaşım entegrasyonundaki başarısından ötürü uluslararası bir ödül dahi aldı.
Tarihi Kentler Birliği Bursa’da kuruldu ve Kurucu Başkanlığı Sayın Bilenser’in uhdesinde mahfuz kaldı.
Kent Gönüllüleri Gençlik Kampı, lise seviyesindeki öğrenciler için çok verimli ve eğlenceli bir kamp dönemi geçirmesini sağlıyordu. Keşke aynı etkinlikle sürdürülebilseydi.
Sosyal demokrat bir siyasi parti bünyesinde Belediye Başkanlığı yapılırken ön yargıların aksine Ramazan Ayının maneviyatına uygun şekilde iftar aşevi uygulaması başlatıldı. İlk yıl eski Santral Garaj’da; daha sonraki yıllarda katlı otoparkta her Ramazan binlerce kişiye iftar yapma imkânı yaratıldı. Onunla birlikte Ramazan etkinlikleri de başlatıldı haliyle.
Aniden ve etkili bastıran kar yağışı ile birlikte çetin kış koşullarında dışarda kalanlar için ilk defa bir barınma evi açıldı. Yemeği, yatağı çamaşırına banyosu ve tıraşına kadar barınanların her türlü ihtiyacını karşılayan projenin tepe noktasında rolüm vardı.
Bursa’nın potansiyelini göz önüne alınıp jeotermal enerjiden kent için istifade edilecek çalışmalar yapıldı.
Eski tarihi binaların restorasyonuna başlandı. Fabrika-i Hümayun ve Hünkâr Köşkü ilk aklıma gelenler.
Sanıyorum bir ilk de Bursa Büyük Şehir Belediyesinin ve Belediye İktisadi Teşekküllerinin Toplam Kalite Belgesi almaları idi. Bu gün önemsiz hale gelse de o gün için heyecan verici idi.
Bilgim doğru ise ilk defa bir Belediye Başkanı Bursaspor Kulüp Başkanı oldu. Belediye bütün olanakları ile birlikte kentin futbol takımına sahip çıktı. “Bursaspor bir tane” ismi verilen bir kampanya tertipledik.
Her yıl görkemli Cumhuriyet Şöleni ve Gençlik Şöleni tertipledik. Sahne gösterileri ve konserleri mahallelere götürmek için bir tır dorsesini modifiye edip “Gezer Sahne” haline getirmiştik. Kültür parkın içindeki havuzu boşaltıp yılbaşı programı ve konseri tertiplemiştik. Havuzlupark ta yüzme yarışmaları ve şenlikleri düzenledik.
İlk Yörük Türkmen Şölenini Botanik Parkta yapmıştık. Bunu Balkan festivalleri takip etmişti.
Anlatımdan heyecanımı yenemeyip tam merkezinde olduğum projeleri yaptık ettik demeye başladım. Ama hepsi birer ekip çalışması olan bu projelere en az bir tuğla koydum. Mesela dini ve millî bayramlarda caddelerin ışıklı taklarla süslenmesi o dönemde başladı ve ilk icrası bana kısmet oldu.
İki önemli unvan için müracaat yapılmış neticelenmesine imkân ve zaman kalmamıştı. Birisi Bursa’nın Dünya Kültür Başkenti ilan edilmesi, diğeri de UNESKO Dünya Mirası listesine girmesi idi.
Kent Müzesi, Tofaş Anadolu Arabaları Müzesi, Kent Konseyi, Alo Belediye 153, Mihraplı’ya Şehitler Abidesi ve Parkı, Bursa Senfonisi detaylı izaha lüzum ettirmeyen ilkler olarak sıralanabilir.
Üstelik tüm bunlar; küçük kıyamet diye tanımlanan 1999 depremi ve iki büyük ekonomik krizin olumsuz etkilerinin baskısı altında gerçekleşti.
En değerli ilkini de dönemin sonunda gerçekleştirdi. “Partilerin özgürce aday belirlemeleri ve özgürce çalışmaları için görevini bağımsız olarak sürdürme kararı aldığını” beyan edip seçim öncesi partisinden de istifa etti. Yeniden belediye başkanlığına aday olmayacağını da ilan etti.
Hemen akabinde Tayyare Kültür Merkezinde idi Bursa Büyükşehir Belediyesine dair mali detayları dâhil tüm bilgileri Belediye Başkan Adaylarına verdiği brifingle aktardı.
Sonraki Belediye Başkanları da hiç şüphesiz ki çok başarılı dönemlere imza attılar.
Siyasi hararetin çok yüksek olduğu bu dönemde, bir başarı öyküsü olarak Sayın Erdoğan Bilenser’i gündeme getirmekten maksadım sadece bu yazıma konu olan meramıma çok isabetli bir emsal oluşundandır. Ayrıca marifet iltifata tabi ise, hakkı olan övgü için bir gerekçe beklemeye lüzum yoktur.
Yoksa ne mütevazılığı, nezaketi ve zarafeti tartışmasız olan Sayın Bilenser’in buna ihtiyacı vardır, ne de siyaseten gündeme gelmek arzusundadır. Ne kendisi, ne de partisi bu dönemin aktif aktöreleridir.
Siyaset profesyonelce yapılabilir ama bir meslek haline dönüşmemelidir. Sayın Bilenser buna örnek olmuştur. Diğerleri gibi en zirveden hızlı bir inişin travmasından endişe etmemiş ve kendi iradesi ile ben yokum diyebilmiştir.
Tüm siyaset yapanlar vefa görmeyecekleri korkusu ile siyasete veda edemiyorlar. Onların bu endişesini ortadan kaldırabilirsek koltuklar boşalabilecek, yeni alternatiflerin önü açılabilecektir.
Mesela toplumsal vefa için siyasetine bakılmaksızın Belediye Başkanlığı ve üst düzey bürokraside görev yapmış olan herkes; o il ya da ilçenin İstişare Heyetini teşekkül edebilir. Sayıları ne kadar az ya da çok olursa olsun; kente ve o ilçeye dair meseleler bir kez de orada müzakere edilmesi ne kadar hayırlı sonuçlar doğurur.
Bu yazı bireysel olarak o vefa sorumluluğumun gereğidir.
Fahrettin BEŞLİ
26 Mayıs 2018