Devletlerin, ülkelerin insanların ve dünyanın kaderini belirleyen; kısa, orta ve uzun vadeli üst tasarımlar yapan teşkilatların en güçlüsü Vatikan. İçlerinden ekonomik, siyasi ve sosyal gücü en fazla olanı çünkü.
***
Geçen hafta gündem yoğunluğu arasında gözden kaçan bir gelişme oldu. Fener Rum Patrikhanesi, Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin bağımsızlık talebini kabul etti her iki kilisenin Rus Ortodoks Kilisesi ile ilişkileri gerildi.
300 milyondan fazla Ortodoks Hristiyan’ın temsilcisi konumundaki İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi; beş büyük patrikhanenin sıralamasında birinci, Fener Patriği de, Ortodokslar için eşitler arasında birinci olarak kabul ediliyor. Rusya ise Ukrayna’nın başkenti Kiev’i, Rus Ortodoks Kilisesi’nin tarihi merkezi olarak görüyor.
Ukrayna Ortodoks Kilisesi, Rus Ortodoks Kilisesi’ni, ülkenin doğusunda Rusya yanlısı ayrılıkçı isyancıları desteklemekle ve Putin çizgisini izlemekle suçluyor. Ruslar ise Fener Patriği Bartelemeos’u 1054’ten beri araları açık olan Vatikan ile barışma yolları aramakla suçluyor.
***
Vatikan, dünya üzerindeki tüm Hristiyanları kontrol altında tutacak şekilde kendine bağlamayı istiyor. Bu nedenle de bin yıldır sorunlu olduğu Ortodokslarla elli yıl kadar önce gizli görüşmelerle sulh yaptı, geçenlerde de bunu ilan etti.
Ancak Vatikan ile Rus kilisesi arasındaki çekişme, bu yolu tıkıyor. Hatırlanacak olursa, Mehmet Ali Ağca’nın Papa suikastı, Bulgaristan üzerinden Rusya’ya bağlanmıştı. Vatikan da bunun üzerine Fener Rum Patrikhanesi marifeti ile Ortodoksları, Rus kilisesinden çekmeye, Rusya’yı devreden çıkarma çalışmalarına hız verdi.
***
2005 yılında, Papa 2'nci John Paul'un ölümünden sonra Katolik dünyasının ruhani lideri olan Papa 16'ıncı Benedikt; ilk ziyareti Türkiye’ye yaptı. Burada Başbakandan Fener Rum Patrikhanesinin ekümenik yetkisini Türkiye’ye kabul ettirmek; Rus kilisesine bağlı olan doğu 210 milyon Hristiyanlarını papalığa çekmek için yardım istedi.
Putin de bunun üzerine, Papa’nın Rusya’ya girmesini yasakladı.
Tüm bunlar Hristiyan dünyası içindeki kutuplaşma ve daha sonra Suriye başta olmak üzere Ortadoğu coğrafyasındaki çatışmalara dönüşecek güç mücadelelerinin temelini anlamak açısından önemli. Bu bilgi notu bir kenarda dursun.
***
Geçmişten bir hatırlatma not daha, bizim bir pencereden daha içeriye bakmamıza yararı olacak.
Papa 16'ıncı Benedikt; gizli dünya devletinin patronlarından birisi John Forbes Kerry, Amerikan Dış İlişkiler Komisyonu Başkanlığı görevine gelince Şubat 2013 de Papalıktan istifa etti.
İstifa eden Papa, bir Suriye savaşına karşı çıkmış; Amerika’daki Vatikan lobisi, İsrail lobisine karşı çalışarak ABD’nin Suriye savaşana müdahale etmesini önlemişti. Ancak güç ve yetki el değiştirince süreç de yeniden kurgulanıp, yeni stratejiler devre alınmıştı.
***
Güç sahiplerinin güçlerini korumaları için ortalığın sürekli olarak karışık olması lazım.
Batı dünyası oyun kurucuları, projelerini hayata geçirirken gereken güç olarak Amerika’yı kullanıyorlar. Amerika’da ise bu güç iki kutup üzerinden faaliyet yürütüyor.
Birisi ülkedeki Katolikler üzerinden Vatikan; ikincisi de nüfusunun üçte birini oluşturan Protestanlar ve Hristiyan Siyonizm’i denen Evanjelikler üzerinden İsrail.
***
Büyük İsrail projesi savaşa dayanır. Savaşmadan bölgeye hâkim olmazasınız.
Papa 16'ıncı Benedikt marifeti ile Vatikan; eskiden beri rekabette olduğu küçük İsrail’in “Büyük İsrail”e dönüşmesini ansak Suriye’de çıkarılacak savaşı fırsat vermeyerek bir süreliğine önledi.
Ancak; John F. Kerry’nin göreve gelmesi ile güç Evanjeliklerin, kontrol de İsrail’in eline geçince Papa istifa etmesiyle, Suriye savaşının tekrar önü yeniden açıldı.
***
Büyük İsrail projesinin bugüne kadar ki sihri gizliliği idi. Şimdi o gizlilik ortadan kalktı.
Dünyanın merkezi alanını kontrol etmek üzere bölgedeki bütün devletleri parçalamak ve yıkmaya dönük hedefi alenen ifşa oldu. Tunus, Libya, Irak, Mısır’daki bu süreci hazırlayan “Arap Karnıbaharı”ndan sonra sıra şimdi Suriye’ye geldi.
***
Bush döneminde İsrail’in çıkarları için Ortadoğu merkezine yerleşen Amerika; Obama döneminde geri çekildi. Çünkü İsrail’in güvenliği için Orta Doğuda savaşırken, Pasifikte ve Asya’da kendi güvenliğinin zafiyete uğradığını fark etti.
Bu defa Amerika pasifikte fiilen kendisi bulunurken; Ortadoğu’da oluşan boşluğu NATO üzerinden doldurmayı planladı. Bu işin operatif kısmını NATO üyesi Türkiye üzerinden gerçekleştirmeyi kurguladı.
***
Savaş gibi bir büyük hadise planlandığında; en az 20 yıl öncesinden süreç başlatılıp halkın alıştırılması ve zihin kontrol mekanizmalarının alt yapısının oluşturulması gerekir. Bunun için yazılar filmler, söylemler, haberlerle kamuoyu oluşturması yapılır. Zamanı geldiğinde herkes istenene inanıp, onun savunucusu olur. Bireyler “bu savaş olmalı, biz de bunlara saldırmalıyız” noktasına getirilir.
El kaide İsrail’e karşı kurulmuş bir teşkilat olduğu halde, kurulduğu günden bu yana İsrail’e değil saldırı yapmak, tek bir taş dahi atmamıştır. Görevi sadece terör yaratarak, planlanmış müdahalenin yapılması için gerekçe oluşturmaktır.
Orta Doğu’da yeni bir dönemim başlatılabilmesi için gerek mazereti; Amerika’daki İkiz Kulelere ve Pentagon’a yapılan ünlü 11 Eylül uçaklı saldırıları sağlamıştır.
İŞİD/DAEŞ bu misyonun Suriye ve Irak versiyonudur.
Suriye’de bu gerekçeler ışığında bu kutupların mücadele savaşları da sonraki yazıya kaldı.
Fahrettin BEŞLİ
21.10.2018