Hoşçakal Siyaset…
Biz “Mektep-i Harbiye” de siyaseten iğdiş edilmiş olarak yetiştirildik. Vatan sevgisinin ve onun için gereğinde can vermeye hazır olmanın yeterli olduğuna inandık. Herkesi de öyle bildik.
Anayasa hukuku, milletler hukuku, strateji, coğrafya, siyasi tarih, uluslararası ilişkiler, istihbarat, makro ekonomi, yönetim ve organizasyon, liderlik, sosyoloji, psikoloji dâhil bilcümle konuları ders olarak gördük, haftada iki kitap bitirerek yetiştik. Buna rağmen devlet idaresine talip olmak için bu donanımın dahi yetmeyeceğini inandık.
Askerin siyasete bulaşmasının Cumhuriyet öncesi dönemdeki hezimetlere sebep olduğunu gören Mustafa Kemal de üniformasını çıkarıp milli mücadeleye sivil olarak başlamış ve sürdürmüştü. Sonraki dönemlerde de bunun hilafına yapılan müdahaleleri de milletimiz alkışlamadığından bizlerde yüzümüzü sınırların dışına çevirip sadece dışarıdan gelecek tehdit ve tehlikelere karşı hazır olda bekledik. Memleketin idaresini merak etmedik, üzerinde düşünmedik, konuşmadık, eleştirmedik. Buna hakkımız da yetkimiz de olmadığından ilgimiz de olmadı.
Devleti idare edenlerin ehil ve donanımlı özel insanlar olduklarını, onlarında özel olarak yetiştirildiklerini zannederdik. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hepsi bir süzgeçten geçer, elenir elenir kalan en iyi bir tanesi Cumhurbaşkanı olur. En iyi beşyüzelli kişi milletvekili, onun içindekilerden en iyisi başbakan, sonraki iyiler bakan olur, bu böyle bir silsile ile sürer gider sanırdık.
Cahilmişiz. Şimdi öğrendik ki meğer öyle değilmiş. Tüm bu bilimlerin tamamını en iyi bilen değil sadece siyaset ilmini en iyi bilen devleti yönetirmiş.
“Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış” olarak tanımlanmış olsa da bence siyaset, ancak bu istikamette mücadele etmekle gerçek manasına kavuşabilir.
Bu branşın dersleri sadece gerçek hayatta olduğundan okulunu ve öğreticisini bulmak mümkün değildir. Zaten siyasetin tekâmül etmişleri de köşe başlarını tutmuş, hayattan emekli olana kadar da yerlerini muhafaza için mücadele etmekle meşgul olduklarında birilerini yetiştirmeye ayıracak zamanları da hevesleri de yoktur.
Sivil hayata geçtikten sonrada bizim için siyaset memleket meselelerine kulak vermekten öteye gitmedi.
Ta ki son yerel seçim sürecine kadar…
Bu dönem ilk defa “Osmangazi Belediye Başkanı Dağlı Olacak” dedik, “Osmangazi’yi Erkan Aydın’latacak” sloganı ile Osmangazi’nin geleceğini daha güzelleştirme projemizi gerçekleştirmek üzere siyasete merhaba dedim.
Siyasetin engin deryasında karşı kıyıya yüzerek çıkmak mümkün olamayacağından bir gemiye binip açılmaya başladık. Mürettebatı ve gönüllü yolcuları ile hep birlikte kürek çekerek gemiyi yüzdürmeye çalışırlarken; bir rüzgâr esti ve gemimizin atlas yelkenlerini şişirip bizi hızlandırdı. Hatta zaman zaman bizi rakiplerimizin de önüne geçirdi (ya da biz öyle sandık). Haliyle de karşı kıyıya herkesten önce varacağımız hissine, öz güvenine ve inancına kapıldık.
Karşı kıyıyı gördüğümüz anda, her ne olduysa bir den rüzgâr yön değiştirdi, altımızdaki sular çekildi. Aldı gemimizi kıyıdan uzaklaştırdı, geriye açıklara sürükledi. Daha ne olduğunu anlayamadan bu tamamı bizim irademiz ve tasarrufumuz dışında gelişen med-cezirlerle ben kendimi bir filikanın içinde karşı kıyıya varmış buldum.
Islak ve şaşkın vaziyetteki dikildiğim karşı kıyıda bu defa siyaset bana hoş geldin dedi.
Baktım gördüm ve anladım ki gerçek siyaset devletle millet arasındaki hizmet halkalarından biri olmak için, yani iktidar olmak için yapılmalı imiş.
Çünkü iktidar olamazsan muktedir olmazsın. Hiçbir projeni hayata geçiremeden, gidişata yön veremeden, başka baharlarda sıranın sana gelmesini beklerken; kendi geminin içinde yeni iç mücadelelerin ortasında buluveririsin kendini.
O nedenle birkaç ay önce merhaba dediğim siyasete; yolun başında hoşça kal demek daha doğru gelmeye başladı bana.
Şimdi artık siyasetin isine, kirine, pasına, çamuruna bulanmadan; giydiğim yeni formayı temiz tutmaya, seçenin takdir ettiği rolün hakkını vermeye, bulunduğum noktadan Osmangazi’ye faydalı olmaya çalışacağım.
Fahrettin Beşli
18 Nisan 2017