Günah Keçisi Enerji Bakanı

2009'da kabineye dâhil olup da televizyonda kendisini ilk gördüğümde İran maslahatgüzarı sanmıştım. Sonra bu hali ile nasıl bakan olur da bizi içerde ve dışarda temsil edebilir diye hayıflanmıştım

Sinekkaydı tıraştan; kravatını kemerine bağlayan milletvekilinin araladığı kapıdan girerek sakallı bir bakana geçiş… Devlet kültürü açısından önemli bir devinim. Burada karşı olduğum zannı ile sakala takılı kalmayın. Zira sakal; üzerinde uzun konuşulması gereken bir konu…

Kim olduğunu ve geçmişini merak ettim. Sayın Taner Yıldız 60. ve 61. hükümetlerde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yapmadan evvel; Kayseri Elektrik Üretim Şirketinin Yönetim Kurulu Üyeliği, Kayseri ve Civarı Elektrik TAŞ'nin Yönetim Kurulu Üyeliği ve Genel Müdürlüğü yapmış bir elektrik mühendisiymiş.

Bir zaman sonra Sayın Bakan bir panelde konuşurken genç bir üniversite öğrencisi söylediklerine önce itiraz edip sonra da tepkilerini sloganlarla birlikte provokasyona dönüştürmeye başlamıştı. Salondaki görevliler yaka paça genci dışarı çıkarırlarken bakan müdahale etti. Hala bağırıp çağırmayı sürdüren genci yanına çağırdı. Bulunduğu masada yanına bir sandalye istedi ve genci yanına oturtup, mikrofonu önüne koydu ve “şimdi mikrofona söyle ne diyorsan ki duyulsun ve daha anlaşılsın buyur” dedi. Beş dakikadır bağıran genç kilitlendi kaldı. “Nedir itirazın, nedir mesajın buyur buradan ilet” diye ısrar etti. Gencin gıkı çıkamadı.

2009 yılında Türkiye’de nükleer santral yapılmasına karşı kamuoyunu etkileyen ve etkili bir lobi gücü oluşturan Greenpeace'in Türkiye Ofisi'ni ziyaret eden ilk bakan olmakla yetinmedi, kendisine hediye edilen “Nükleer ile yaşamaya hazır mısınız?” yazılı bir tişörtü de kabul etti. Politikalarına ve Bakanlığına olan tüm bu tepkileri alışık olmadığımız bir hoşgörü ile karşıladı.

Bakanın bu ve benzer erdemli hareketleri beni oldukça etkilemişti.

Geçen zaman içinde hep olumsuz gerekçelerle kamuoyu karşısına çıkıp her olumsuzluğa bir mazeret bulmak ve açıklama yapmak durumda kaldı.

Bugünlerde nükleer enerji ve Akkuyu NGS A.Ş reklamları sardı her yanımızı. Nükleer santral konusu ilk gündeme geldiği zamanlarda birçok tepkiyi üzerine çekmişti. Hatta internette Japon bir bilim adamı “Japonca söyledik anlamıyorsunuz biz de kendi dilinizle Türkçe söylüyoruz. Nükleer santralın acısını biz çok çektik ve ağır bedel ödedik. Şimdi duyduk ki Türkiye’ye yapılıyormuş. Kendi adımıza rahatladık ama Türkler için çok üzüldük ve endişe ediyoruz” diye hazırladığı klip hala yayınlıyor.

Bakan Yıldız bu projeyi, "Türkiye son 10 yıl içerisinde elektrik kurulu gücü ve tüketimi açısında tam 2 katına çıktı. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde de bir bu kadar hedefimiz var. Bir nükleer güç santrallerindeki üretim bizim 1 yıllık büyümemize karşılık geliyor" diye savundu.

Hafızalarda iz bırakan bir diğer enerji krizi de Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi, Bağdat ve Ankara arasında Kuzey Irak topraklarından çıkarılıp Türkiye üzerinden sevk edilen petrol konusunda yaşanmıştı. Bu konudaki haber “Enerjide arz güvenliği ve kaynak çeşitliliği sağlamayı hedefleyen Türkiye, Kuzey Irak'ın kaynaklarını dünya pazarlarına ulaştırmayı sağlayacak milyarlarca dolarlık petrol ve doğalgaz alanında işbirliği içeren anlaşmaları tamamladı.” diye kamuoyuna servis edilmişti.

Hatırlanacağı üzere petrol satışından elde edilen gelirin Kuveyt'teki savaş tazminatlarıyla alakalı, %5'lik pay ayrıldıktan sonra kalan kısmın %83'ünün Bağdat'a, %17'sinin de Kuzey Irak'a aktarılması gerekiyordu. O tarih itibariyle 97 milyon dolarlık Kürt petrolü satıldı ve bu miktarın 93 milyon doları Halkbank'taki ilgili hesaba yatırıldı. Ancak Bölgesel Kürt Yönetimi ile yapılan anlaşma gereği bankada biriken petrol gelirlerinin alınabilmesi için Başbakan Neçirvan Barzani, Başbakan Yardımcısı Kubat Talabani, Maliye Bakanı Rebaz Muhammed ve Enerji Bakanı Aşti Havrami'nin imzası gerekiyor. İş bu noktaya gelince konu tıkandı.

Merkezi Irak hükümeti, Kuzey Irak'ın bağımsız olarak petrol ihraç etmesine ve Türkiye ile doğrudan projeler üretmesine tepki gösterdi. Bağdat ile Ankara arasındaki bu kriz neticesi yükselen tansiyonu düşürmek üzere yine sayın bakan mekik diplomasisi yaptı ve kamuoyunu bilgilendirmeler yapmaya gayret etti.

13 Mayıs 2014'te Manisa Soma’daki Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en çok can kaybı ile sonuçlanan iş ve maden kazasında 301 işçi yaşamını yitirdi. Soma Holding şirketlerinden Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından işletilen maden ocağında, kazaya sebebiyet verecek birçok ihmal ortaya çıktı.

Bu kaza sonrasında ilgili maden firmasının kusur ve ihmalleri olduğunu daha sıkı denetimlere ihtiyaç olduğunu ifade etmiş olmasına rağmen EMO Onur Kurulu; Bakan Yıldız'a mesleki tutum ve davranışları nedeniyle 6 ay meslekten uzaklaştırma cezası verdi.

Ve geçen hafta ikinci bir “31 Mart Vak’ası” meydana geldi ve Türkiye’nin her yerinde elektrikler kesildi. Enerji mahrumiyetinin yanına ‘siber saldırı’, ‘terör eylemi hazırlığı’ gibi dedikodular eklenerek ülkeye korku ve endişe yayıldı. Giderilmesi ve normale döndürülmesi akşamı buldu. Buldu ama yine kaybolan elektrik Enerji Bakanını çarptı. Açıklama ve tepkileri göğüsleme işi yine kendisinin boynunda asılı kaldı.

Evet, o bakanlığın konusu ve Sayın Bakan Yıldız bunu yapmalı idi. Ancak o sahneye çıkıp mikrofona konuşurken asıl sorumlular arkasına saklandı ve gözden uzaklaştırıldı. Tepkilerin asıl muhatapları olan Akkuyu NGS A.Ş, Soma Holding, Çalık Holding, Kuzey Irak petrol ticaretinde payı olan şirketler üzerinde hakkı ile sorgulama yapılamadı. Kimlikleri, bağlantıları, güçleri ve bu gücü elde ediş yöntemleri hiç konuşulamadı.

Kişinin zaruri ihtiyacı olan enerjinin arzı gibi kamu hizmetinden; son ödeme tarihi gününde ödenmemiş fatura gerekçe gösterilerek en üst kattaki abonenin elektriği haber bile verilmeden hem de cuma günü kestirilip de pazartesi gününe kadar karanlıkta bırakacak kadar ihtiraslı tüccar zihniyetine teslim edilmesi de tenkit edilemedi.

Günah Keçisi olarak atanan Sayın Bakan hepsini temizledi. Konuştu, özür diledi, gayret etti, ilgilendi, düzeltti unutturdu ve gitti. Endişem o dur ki bunca majör olumsuzluğun hakiki tarafları kasalarını hız kesmeden doldurmaya devam ederken; Sayın Yıldız’ın, bu seçim döneminde değerlendirilmeyip, tuvalet fırçası misali temizlediği yerlerden üzerinde kalan pisliklerle bir kenara atılıverecek olması.

Fahrettin BEŞLİ

4 Nisan 2015