BATIDAKİ “YÜKSEK TEKNOLOJİ OSB”
Bu gün bursa kent konseyinin genel katılıma açık daveti ile kent dinamiklerinin birbiri ile farklı da olsa görüşlerini ortaya koydukları bir toplantıya iştirak ettim
Peşinen başta başkanı Sayın M. Semih Pala olmak üzere Bursa Kent Konseyini kutlamak isterim. Evvelden beridir böyle idi de ben mi yeni gördüm bilmem ama kente dair bir hususta fikri olan herkesin bir disiplin içinde söz alabildikleri örnek bir demokratik ortama tanık oldum. Doğru hatırlıyor isem Sayın Erdem Saker’in Belediye Başkanlığı döneminde “Yerel Gündem 21” ismi ile başlayan bu katılımcı demokrasi uygulaması; bugün yeni adı “Kent Konseyi” ile kendisinden beklenen misyonu sürdürüyor.
Bu günün konusu davet metnindeki tam ifade ile “son günlerde gündeme gelen Bursa İli Nilüfer ve Karacabey ilçeleri sınırında kalan Badırga, Muratlı, Karakoca, Hürriyet, Taşpınar, Orhaniye, Çatalağıl tapulama sahalarında bulunan 12.700.000 m2 alanda kurulmak istenen batı organize sanayi bölgesi ve bölgemizdeki diğer sanayi bölgeleri” idi.
Toplantıda anlaşmazlık ilk önce planlanmak istenen yeni OSB’nin isminde başladı. Kamuoyu bunu “Batı OSB” olarak duydu. BTSO takdimi “İleri Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi” olarak yaptı. Karacabey Ziraat Odası Meclis Başkanı ise isminin “Karacabey yüksek teknoloji OSB” olmasını önerdi.
Kentin tüm dinamikleri orada idi. Sanayiciler ve başta BTSO olmak üzere, sanayi bölgelerinin yöneticileri ve temsilcileri; çevreciler ve çevre örgütleri, akademik oda temsilcileri, ziraatçılar, sivil toplum örgüt temsilcileri ve emlakçılar dâhil konu ile ilgilenen herkes salonu doldurdu.
Bursa’ya yeni bir organize sanayi bölgesi olmalı sorusu üzerinde Bursa Kent Kimlikleri temsilcileri marifeti ile birbirleri ile yarıştılar.
Sanayiciler; “Bursa önce bir sanayi kentidir. Diğer kimlikler bunun tamamlayıcısıdır. İnsanlar çalışmalı para kazanmalı ki diğer kimlikleri bir şey ifade etsin” fikrinin etrafında söylem geliştirdiler. Bu çerçevede tüm sanayiciler; yeterli büyüklükte sanayi parseline ihtiyacı olmasının ve bunu bulamamalarının bu sanayi bölgesinin gerekçesi olarak altını çizdiler. Haklılar.
Ziraatçılar; “Bursa her şeyden önce tarım merkezidir. Ziraatın yapılacağı alanların sanayi bölgesi olarak tahsisi bu kente haksızlıktır. Önce karnımızı doyuralım sonra işimize bakarız” düşüncesini bir karşıt duruşun dayağı yaptılar. Onlar da haklı.
Çevreciler; “Bu kent her zeminde Yeşil Bursa olarak tanınır. Başta su havzaları olmak üzere yeşilin ve çevrenin zarar göreceği bu türden plan değişiklikleri yarınlarımızı riske atmaktadır. Bu tür sanayi bölgeleri daha az yeşil ve verimsiz olan başka illere doğru kaydırılmalıdır” önerileri ile yeni OSB ye karşı çıktılar. Pek de haksız sayılmazlar.
Akademik odalar; Bursa’nın Sanayi Bölgelerine doyduğunu, yenilerine tahammülü olmadığını beyan ettiler. Sanayi parseline ihtiyacı olan sanayicilerin önce mevcut OSB’lerdeki boş parselleri değerlendirmelerini istediler. Tüm sanayi bölgeleri tam doluluk oranlarına ulaştıktan sonra bu türden yeni sanayi bölgesi alternatiflerinin düşünülmesini istediler. Haklı olabilirler.
Sonuçta her konuşan haklı, her beyan ve görüş doğru idi.
Hani kadı Nasrettin Hoca’nın; davacıyı dinleyip “haklısın” davalıyı dinleyip “haklısın” dediğini duyan karısının “Hoca bu nasıl iştir her ikisi de haklı olur mu?” tepkisine karşılık “hanım sende haklısın” dediği gibi…
Her kes haklı olduğu için bu konu tartışıldı ya zaten. Herkes haklı olduğu konuyu ortaya koydu. Tek haklı olsaydı tartışacak bir şey kalmazdı.
Bu haklılıklar arasında ben de söz aldım. Bu günlerde gündemde olan Islah OSB”lerin doğru anlaşılmasını, bu tartışmaya konu olacak şekilde yeni OSB olarak algılanmamasına dikkate çekmeye çalıştım. Islah OSB’ler geçmişte sanayi bölgesi olarak planlara işlenmiş, doluluk oranları 1/3 ü bulmuş, alt yapıları olan, ancak bazı minör eksiklikler nedeni ile OSB olamamış sanayi bölgelerine tüzel kişilik kazandırma, eksiklerini giderip OSB olabilmelerine olanak tanıyan bir yasal düzenleme olduğunu hatırlatmaya çalıştım.
Geçtiğimiz günlerde bu konu gündeme geldiğinde BTSO başkanı; “Türkiye’nin toplam ihracatının ileri teknoloji ürünleri üzerinde yüzde 3 olduğu ve Bursa’nın bu oran içerisindeki payının ise yüzde 60 oranında olduğu; orta yüksek teknolojilerdeki payın ise yüzde 80’inin Bursa’dan sağlandığı” bilgisini vermişti. Toplantıdaki sanayicilerde bu hususun üzerinde vurgu yapıp Bursa sanayisinin gelecekte uçak sanayi, savunma sanayi, nano teknoloji gibi ileri teknoloji branşlarını kendilerine hedef seçtiklerini bildirdiler. Özellikle Bursa sanayine otomotiv ve tekstilin yanına kazandırdıkları “İpek Böceği” örneğindeki gibi raylı sistemlerin alışılmışın çok üzerinde büyük üretim alanlarına ihtiyaç duyduğunu anlattılar.
Yine konuşmacılardan birinin ortaya attığı “Sanayide Kentsel Dönüşüm" projesi çerçevesinde Bursa ovasındaki yerleşik 13 Organize Sanayi Bölgesi ve 8 Islah OSB’nin dışında kalan sanayilerin tamamının bu yeni bölgede toplanacağı; böylelikle kent nüfusu yeni OSB ye paralel olarak artmayacak haberi sıcak karşılandı.
Konunun bir ekonomik boyutu var. Her sanayi bölgesi sıradan bir tarım arazisinin değerini 3, 5 hatta 10 katına çıkarıyor. Bu artıştan da sanayicilerden çok araya giren yatırımcılar kazanıyor. Hal böyle olunca gerçekten sanayi tesisi kuracak olan kişi bu maksatla ayırdığı bütçenin önemli bir kısmını araziye harcıyor. Sonraki işlerinde finans sıkıntısı yaşıyor. Yeni OSB de şu ana kadarkinin önüne geçilememiş de olsa bu andan sonra sanayi parsellerinin gereksiz değer artışlarına izin verilmemesi sanayicinin en öncelikle beklentisi.
Bu proje gündeme gelmeden önce bir şehir efsanesi kulaktan kulağa yayılmıştı hatırlarsanız. İstanbul Bursa arasındaki ulaşım özellikle de deniz ulaşımı hızlı gelişince; İstanbul’daki tüm sanayi tesislerinin Bursa-Karacabey arasındaki büyük alana taşınacağı haberi konuşulmaya başlanmıştı. Böylelikle sanayi kirliliğinden arınmış İstanbul’un finans ve turizm merkezine dönüşeceği, insanların Bursa’da çalışıp İstanbul’da yaşayacakları iddia edilmişti. Bu onun ilk başlangıç adımı olabilir mi diye sormadan edemiyor insan.
Yeni sanayi bölgesi dışardan personel istihdam etmeyecek ise gerçekten; bu durumda zaten Bursa şehir merkezinde yaşayan bir kısım insanlar o kadar yolu sabah akşam gidip dönemeyecekleri için o bölgeye yerleşecekler demektir. Proje de bu konuda detay bilgilerde vardı. Bu durumda başta trafik olmak üzere bazı konularda rahatlamalara vesile olabileceğini umabiliriz.
Bu yeni OSB’nin dolaylı da olsa bir sosyal sonucu daha olacaktır. Bu da başta dağ köyleri olmak üzere kente göçü teşvik ederek hızlandıracaktır. Yeni sanayi bölgesi yeni sanayi tesisi, o da yeni istihdam kapıları gibi algılanacağından bakışlar şehre dönecektir. Elinde ki sabanı bırakan sanayi de tezgâhın başına koşacaktır.
Bu gün tuhaf bir çelişki olarak yaşananlar hızla yaygınlaşacaktır. Şöyle ki: Başta dağ köylerinde ki gençler çoğunluğu iyi bir eğitim alıp meslek sahibi olamamalarına rağmen tarım ve hayvancılıkla uğraşmaya pek sıcak bakmazlar. Askerliğini bitirir bitirmez şehirde iş aramaya başlarlar. Büyük ekseriyeti asgari ücretli bir iş bulduklarında hayatlarını kurtardıklarını zannederler. Hemen atadan kalma bir tarla ve damdaki bir kaç hayvan satılarak düğün yapılır. Genç kızlarda yükselen trend Bursa’ya gelin gitmek olduğundan istediğine kavuşmanın yolu da şehirden geçer. Sonra asgari ücretin üçte ikisi kira gider. Kalan üçte bir ile ulaşım giderleri karşılanır faturalar ödenir. Köyden gönderilen erzakla karın doyurulur. Aile büyüdükçe artan masraflar için kredi kartına borçlanılır. Şehirde çalışarak geçen her ayın sonu eksi de olsa, köyde çalışmasa dahi sıfır olacak ay sonuna tercih edilir.
Eminim getirisi götürüsü iyice hesaplanıp ilgililer tarafından en doğru karar verilecektir.
Tüm konuşmalar içinde sarf edilmiş hatırımda kalan şu söz konunun ne kadar hassas bir noktada olduğunu vurgulamaya yetiyor.
“Bundan sonraki savaşlar gıda ve su için çıkacak.”
Ne tuhaf ki bu savaşlar sanayide üretilen silahlarla yapılacak.
Fahrettin Beşli
3 Şubat 2015