+16 Türk Devleti paralel milliyetçilik mi?
Türk Dünyası, Türk Tarihi, 16 Türk Devleti, Cumhurbaşkanı, Aksaray ve Askeri Üniformalı canlandırma, 12 Ocak 2015 tarihinde ülke gündeminde kesişti. Bu gündemin önüne ne Paris geçebildi ne de karakış. O gün bu gündür bu konuşuluyor tartışılıyor.
Yeni Sarayında Cumhurbaşkanı Sayın R. Tayyip Erdoğan’ın Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’ı 16 Türk devletini temsil eden üniformalı askerlerle karşılaması her kesimde bir reaksiyon yarattı.
Kimisi pek memnun oldu. Gururlandı keyiflendi. Kimisi geçmiş olumsuzluklardan çıkılıyor artık diye umutlandı. Kimisi de bu hamlenin arkasında başka maksatların gizlendiğini düşündü. Bazılarına komik geldi dalga geçti. Kimisi kıyafetlere takıldı. Kimisi Cumhurbaşkanlığı forsunun manasız bir şekil olduğunu, kimisi de 16 Türk devletinin sadece bir “efsane” olduğunu iddia etti.
Millet olarak hastalığımız bilgimiz olmadan fikrimiz olduğundan bir noktada yine buluşamadık. Oysaki bilgiye ulaşmak azıcık ilgi ve emekle bu kadar kolayken, biz tutup tembelliğe sadakatimizden vaz geçmeyip televizyondaki beyanları, gazetelerde yazılanları bilgi diye kabullendik.
Sanıyorum biz Türkler, mizaç olarak soyut ve gönüllere hitap eden, hep iyiye güzele örnek teşkil eden, yiğitlik-kahramanlık-zafer-erdem-başarı içeren efsaneleri ve masalları; somut, yazılı, korkaklık-ihanet-mağlubiyet-hezimet-başarısızlık gibi olumsuzlukları da içeren gerçek tarihe tercih etmişiz. O nedenle de Türk tarihini aynı coğrafyadaki Çinliler yazmış. Ruslar araştırmış, batılılar incelemiş. Dersleri onlar çıkarıp Türk’ün aslını astarını onlar kavrayıp o tespitlere göre duruş ve strateji geliştirmişler. Biz aklımıza yatanı değil hoşumuza gideni benimseyip yaşatmayı sürdürmüşüz.
Tarih sorgulamalarının kaçınılmaz olduğunu ilk defa Hayme Ana'nın oğlu Ertuğrul'a vasiyeti diye bellediğim " Anayurttan ayrılalı yıllar geçti. Deli rüzgârlar önünde oradan oraya savrulduk. Beylik otağını kurduğumuz şu yaylalar, artık son durağımız, son konağımız olsun." diye başlayan, sözlerinin son 10 yıl içinde Domaniç'te öğretmenlik yapan bir eğitimcinin, yapılacak bir tören için yazdığını öğrendiğimde fark ettim. Osmancık’ın gördüğü meşhur rüyayı biliriz. Aynı rüya aynı şekilde Selçuklu'nun kuruluşunda da anlatılır. Ama Osman Bey’in amcası, kardeşi ve diğer beyleri ile olan mücadelesini bilmiyoruz. O zaman da eksik ve tamamen beyaz tarih ile bugünü anlamakta zorlanıyoruz, yaşadığımız ihanetlere, olumsuzluklara, sıkıntılara boş yere şaşırıp kalıyoruz.
Doğru tarih bilgisi, dünle bugün arasında sağlam köprü kurmamız, bugünü daha iyi analiz etmemiz için en önemli gereksinimimizdir. Türk milletinin bozulan ve unutturulan tarihi milli hafıza kaybımızın yegâne sebebidir. O nedenle bu gün bu haldeyiz. Hayali dahi olsa; “Diriliş” dizisindeki Ertuğrul gibi bir vatanseverin yanında Kurdoğlu gibi bir hainin, Halime Hatun gibi bir cefakârın yanında Selcan Hatun gibi hırsının esiri insanların olduğunu tarihin içinden öğrenebilseydik bugünde ihtiyatı elden bırakmazdık.
Doğruyu öğrenme merakımla yaptığım araştırma neticesi ulaştığım verilerin de tereddütte mahal bırakmayacak şekilde kesin bilgiler olmayışı hayal kırıklığımı pekiştirdi. Tarihin bir matematik keskinliğinde olmadığını; gerçeklerin yoruma dayalı, zanna dayalı, duyuma dayalı hatta işine geldiği hale dayalı kayıt altına alındığını da kabul ederim de bizimkisi daha bir başka türlü sıkıntılı. Güncel konu içinde karşıma çıkan sorulara cevap aradığımda ulaştığım veriler tartışmaların kaynağını da sebebini de ortaya koyuyor.
Cumhurbaşkanlığı arması Türk’ün rengi (bu ara ne hikmetse bunun yerine mavi konulmaya çalışıyor) kırmızı zemin üstündeki altın sarısı renkte 16 ışınlı güneş ve güneşin çevresindeki 16 yıldızdan oluşur. Cumhuriyet sonrası resmî simgelerin düzenlenmesi kapsamında 22 Ekim 1925’tarihli Sancak Talimatnamesi ile Cumhurbaşkanlığı forsundaki güneşten çıkan ışınlar 20 tane olmak üzere tespit edilmiş. Daha sonra bu sayı 18 Şubat 1978'de 16'ya düşürülmüş.
Armanın anlamını merak edip araştırdığında karşına iki farklı yorum çıkıyor. Resmî makamlarca da kabul göreni Akib Özbek’in 1969'da yazdığı kitaptaki görüşürdür. Buna göre, armanın ortasında yer alan güneş Mustafa Kemal Atatürk'ün "Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." sözünü temsilen sonsuzluğu ve Türkiye'yi; 16 yıldız ise tarih boyunca kurulan 16 büyük Türk devletini sembolize etmektedir. Diğer yoruma göre ise güneşin etrafındaki 16 yıldızdan 9'unun Eski Türklerin sancaklarında kullandığı 9 tuğu, 7 yıldız Anadolu Türklerinin sancaklarında kullandıkları 7 tuğu temsil eder.
16 Türk Devleti konusunu ele aldığımda asıl büyük çelişkilerin burada olduğunu gördüm. 5 kaynaktan aldığım liste de birbirine uymadı. Bazı devletler farklı. Aynı isim birinde hanlık, diğerinde kağanlık, üçüncüsünde devlet, dördüncüsünde imparatorluk geçiyor. Samanoğulları, İskitler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti bazılarında geçiyor bazılarında geçmiyor. Anadolu Selçuklu Devleti, Akkoyunlular, Karakoyunlular, Safeviler ise hiç birinde yok.
Bu 16 devlet tespit edilirken, kadim Türk Devletleri mi, yaşayan Türk Devletleri mi tercih edilmiş belirsiz. 21 ciltlik “TÜRKLER” ansiklopedisinin birinci cildinde bu husus şöyle yanıt bulmuş: “Tarih boyunca 180 kadar Türk devleti kurulmuş olmasına rağmen, hepsinin dünya hâkimiyetinde etkili olduğu söylemek mümkün değildir. Dünya hâkimiyetini sağlamış olan Türk devletlerinin sayısı 16’dır ve bunlara Büyük Türk Devletleri de denir.”
Tarihin kronolojik derinliğinde ve Avrasya coğrafyasının genişliğinde dağılmış Türk Devletlerini 16 rakamına sıkıştırmaya çalışmak; geçmişimizin, milliyetçi ruhumuza hoş gelen bir safsataya dönüşmesine yol açıyor. Ayrıca "Türk evladı ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kudret bulacaktır" diyen Atatürk’ün; Çanakkale Savaşında “Truvalıların intikamını aldık” demesinin, çok önem verdiği kurum ve kuruluşlara ETİ ya da SÜMER ismini vermiş olmasının gerekçelerini de ortaya koyamıyor.
Bu farklılık ve çelişkiler arasında asıl kızılca kıyamet Sayın Cumhurbaşkanımızın; devlet konuklarını Türk tarihinin ve Türk dünyasının sembolleri ile karşılamasında koptu. Detaylarda hatalar olsa da diğer dünya ülkelerindeki örneklerden hareketle niyeti doğru bulanlar alkışlarken; tenkit edenler ve tepki gösterenler de oldu.
Sayın Cumhurbaşkanımızın iktidarı boyunca olduğu gibi bugün de milletin bir kısmı; her ne derse desin, her ne yaparsan yapsın doğrudur, iyidir hoştur sadakatinde. Diğer bir kısmı şüphe etmeden ve niyet okumadan tasvip etmiş durumda.
Geri kalan bir kısmı da var ki, “Türklükle karşıma gelmeyin” ve “Türk milliyetçiliğini de ayaklarımızın altına alıyoruz” beyanatlarını hatırına getiriyor; bu güne kadarki dost ve müttefiklerine, bağ kurduğu devletlere, dış politikada top oynadığı sahaya, söylemlerine ve icraatlarına bakıyor tereddütte kalıyor. Neyin değiştiğini merak ediyor. Hele hele bu dizinin en son ve en büyüğü olan Türkiye Cumhuriyetinin temelleri ile oynandığı algısının yaygın olduğu bu günlerde…
Birden bire ortaya çıkan Türk olmakla gurur duyuyorum görüntüsü; Yoksa yeni bir paralel milliyetçilik mi ortaya çıkıyor? Sorusunu akıllara getiriyor.
Cumhurbaşkanlığı Sarayı hizmete girdikten sonra konuk ettiği Rusya Devlet Başkanı Viladimir Putin’i karşılama törenine baktım. Tören kıtasının karşısında 16 Türk devletinin bayraklarının sıralandığı gördüm, ama o devletlerin üniformaları ile askerlerini merdivenlerde göremedim. Ne zaman bu ambiyans başta Rusya ve ABD başkanlarına yaşatılır ve “arkamızda böyle derin bir tarih, köklü bir medeniyet ve onlardan miras kalan güç var” mesajı verilirse işte o zaman hep birlikte gururlanırız.
Her şeye karşın makbul olan başlar sıkışınca ve ihtiyaç duyunca Türk olduğunu hatırlayıp ona sarılmak değil her daim bunu yaşamaktır.
Fahrettin Beşli
18 Ocak 2015