İLÇE FESTİVALLERİ

ŞÖLEN Mİ, ŞENLİK Mİ, PANAYIR MI, TOY’MU? - 2

Hangi adla yapılırsa yapılsın bütün törenler, fert ve cemiyet hayatını birbirine perçinleyen temel dini değerlerin ürettiği “biz” şuurunu desteklemektedir.

Günümüzde Türkiye’de keşkek, yumurta gibi yiyeceklerden leylek, flamingoya, yağmur duasına, çiçek, çocuk ve spordan turizme birçok alanda yaklaşık 1.300 festival, anma günü, şenlik ve şölen tarzında etkinlik düzenleniyor. Geçen yıl İzmir 67 etkinlikle ilk sırada yer alırken bu kenti Bursa, Konya, İstanbul ve Antalya takip ediyor.

Bursa anma günleri, kültür-sanat, gençlik ve spor, leylek, çilek, kiraz, yamaç paraşütü” Âşıklar Bayramı” ile incir, zeytin, kukla ve gölge oyunları adı altında festivaller; çocuk olimpiyatları, uluslararası karikatür bienali, ilkbahar panayırı, pehlivan güreşleri gibi alanlardaki şenliklerle öne çıkıyor.

Türkiye’nin hemen hemen tüm merkez, ilçe ya da belde belediyeleri de bölgelerinde kültürel varlıkları tanıtarak gelecek kuşaklara taşırken aynı zamanda da sosyal yardımları da etkinlik ve şölen havasında gerçekleştiriyor.

Sözü kendi bölgemize getirecek olursak dağ yöresi batı Anadolu’nun Türk kültürü ile ilk tanışan coğrafyasıdır. İlk önce Keles; Bursa, İnegöl ve Atranos (Orhaneli)’tan önce Osmanlıların hâkimiyetine girmiş, Bizans’a ait bu üç tekfurluğun ortasında ve oldukça stratejik bir konumda bulunduğu için buraların fethi sırasında üs olarak kullanılmıştır.

Bir rivayete göre Orhan Gazi ile Nilüfer Hatun’un düğünleri de Osmanlıların kuruluş dönemlerinde civardaki Yörük aşiretleri tarafından Domaniç yaylarıyla birlikte yaylak olarak istifade edilen bu yaylada yapılmıştır.

Konar-göçer Yörük aşiretleri her yıl yaz başlangıcında hayvanlarını otlatmak üzere yaylalara çıkmadan önce yazı karşılamak ve yaz mevsiminin gelişini kutlamak amacıyla burada toplanır ve şenlikler düzenler, çevredeki dede yatırırlarının başında “hayır” yaparlarmış. Zira Yörükler için yaz, bir yayla mevsimi ve Yörüğü Yörük yapan unsurları icra edebilme mevsimidir. Yazın gelişi Yörük için en önemli bayramdır. Bu nedenle Orta Asya'dan beri yazın müjdecisi olan hıdrellezde tüm Yörükler bir araya gelip kurbanlar keser, dualar eder, yemekler yer, oyunlar sergiler, at koşturur, cirit oynar, gençler güreş tutar, ozanlar atışır hülasa topluca bayram yaparlarmış. Aynı zamanda bilge ve ulu kişilerin mezarlarının ziyaret edildiği, "toy" adı da verilen bu şölenler Şamanist gelenekleri içeren umumi bir kurban ziyafeti şeklinde gerçekleşir, katılan tüm Türk boylarına kurbandan birer parça verilirmiş. Ayrıca; artık yaylalara çıkılacağı için insanlar 5-6 ay gibi uzun bir süre birbirini göremeyeceklerinden bu şölenler bir nevi “helalleşme” işlevi de görürmüş.

Bu şölenleri yaşatmak amacıyla; Keles' Kocayayla' da halen her yıl haziran ayında "Geleneksel Keles Kocayayla Şöleni" düzenlenmektedir. Oldukça eski bir geçmişi olan bu şölen Osmanlıların son dönemlerine kadar yaşatılmış, ancak Kurtuluş Savaşı yıllarında ara verilmiş daha sonra 1966 yılında tekrar canlandırılmıştır.

Bu yılki afişlere bakıldığında (Keles:49, Harmancık:67, Orhaneli:23, Büyükorhan:10) Harmancık en eskisi gibi görünmekle beraber panayır formatında süregelmiş. Şenlik çerçevesinden baktığımızda bilinen tarihi geçmişi açısından Keles Kocayayla şenlikleri en eskisi olarak görünüyor. Onu Orhaneli Karagöz Şenlikleri ve ardından da Büyükorhan Görecik Yaylası şenlikleri takip ediyor.

Her yıl gerçekleştirdikleri etkinliklerle; dört dağ ilçesi belediyeleri hem ilçelerini tanıtma, kendilerini gösterme, varsa taleplerini duyurma imkânı buluyorlar, hem de ilçedeki köylere yılda bir defa eğlenme imkânı sunuyorlar.

Geçen zaman içinde bu festivaller kendilerini yenileyemedikleri, sanatçı ve program içeriği açısından beklentileri yerine getiremediği için memnuniyetsizlikler ve eleştirilere konu olmaya başladı.

Etkinliklere gelen protokolün zayıflığı, etkinlik sonrası basında hakkı ile yer alamamış olması, buna mukabil eleştirel yazıların olması bu konuda bir hassasiyet olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Fahrettin Beşli

26 Haziran 2014