SÖĞÜT’ün aslı…
Söğüt ama gölgesi ile meşhur söğüt(salix) değil.
Osmanlı Beyliği’nin ilk başkenti, Türklerin Anadolu’yu yurt tutmaya karar verdiklerinde yerleştikleri ata toprağımız olan Söğüt.
Oğuz Kağan’ın sağ tarafında oturan üç oğlu Bozoklar’dan biri olan Günhan’ın neslinden gelen Kayı Boyu; Moğolların Orta Asya’da huzur ve güven bırakmaması nedeni ile dokuzuncu asırdan itibaren Aral havzasından hareketle, Ceyhun’u geçip, Horasan, Azerbaycan, Ahlât, Hasankeyf, Harput güzergâhındaki yolculuğunu iki yüzyılda tamamlayarak Ankara’nın batısındaki Karacadağ bölgesine yerleşmiş.
Onbirinci yüzyılın başlarında Kayı Boyu Beyi Gazi Gündüzalp Ankara’nın Beypazarı İlçesi Hırkatepe Köyü’nde Rumların yaptığı bir baskın sırasında şehit olmuş. Bu hadiseyi bir işaret ya da uğursuzluk olarak addeden iki oğlu Sungurtekin ve Gündoğdu geldikleri topraklara geri dönüp tarihin sisleri arasında kaybolurken, Gazi Gündüzalp’in eşi Hayme Ana; diğer iki oğlu Ertuğrul ve Dündar’a geri dönememelerini buyururken söyledikleri bizlere vasiyettir:
“Oğul, anayurttan ayrılalı yıllar geçti, deli rüzgârlar önünde oradan oraya savrulduk. Beylik otağını kurduğumuz şu yaylalar artık son durağımız son konağımız olsun”
O zaman diliminde bölgede hâkimiyetini sürdüren Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat, batı sınırındaki çatışmalara son vermek üzere 1231’de bu tarafa bir sefer düzenler. Eskişehir civarındaki Sultanöyüğü’nde Kayı Beyi Ertuğrul da Selçuklu Sultanının yanında yer alır. Sonra Selçuklu ordusu bugünkü Bozüyük ile Pazaryeri arasındaki Ermeni Derbend’inde Bizans ordusuyla karşılaşır. Bu savaşta Ertuğrul Bey’in akıncılarının gösterdiği üstün kahramanlıkları ile zafer kazanılır.
Haber Alaattin Keykubat’a iletildiğinde Ertuğrul Gazi taltif edilerek Sultanöyüğü kendisine mülk olarak verilir. Daha sonra Sultan Alaaddin, Karacahisar’ı muhasara ederse de, doğuda Moğolların Anadolu’ya girdiği haberi üzerine kalenin alınmasına Ertuğrul Gazi’yi memur ederek geri döner. Söğüt’ü topraklarına katıp Bilecik tekfurunu da vergiye bağlamasının karşılığında Selçuklu Sultanı Söğüt’ü kışlak, Domaniç ve Ermeni Dağları’nı da yazlık olarak Ertuğrul Gazi’ye mülk olarak verir.
1231 yılında İznik Rum İmparatorluğu topraklarında iken adı “Thebasion” olan Söğüt; 1648’lerde Bursa sancağının Lefke kazasının bir nahiyesidir. 1833 – 1834 yıllarında Ertuğrul (Bilecik) sancağına bağlı kaza merkezidir.
Hikâyesi olmayanın ruhu yoktur. O nedenle Söğüt’ü tam ve doğru anlamak için hikâyesini veya yaygın tarihçesini hatırlatmak lüzumlu geldi bana da.
O dönemlerde Ertuğrul Gazi; yazlık Domaniç bölgesinden selametle Söğüt’e dönmesine şükür olarak, çevre beyleri ve tekfurları da davet ederek şölen tertipler, bu şölenlerde yenilir, müsabakalar gösteriler tertiplenir ve güncel konular müzakere edilirmiş.
O uygulama 732 yıldır terk edilmemiş, Anadolu’daki tüm Yörük ve Türkmenler her yıl eylül ayının ilk haftası Söğüt’te toplanarak ataları Ertuğrul Gazi’yi anmışlar, birbirleri ile kucaklaşmışlar, kendi meselelerini konuşmuşlar.
Ancak son yıllarda diğer tüm eksen kayması mağdurları gibi Söğüt de maksadından uzaklaştı.
Mütevazı “Ertuğrul Gazi’yi Anma, Yörük ve Türkmen Bayramı” olan Söğüt Şölenleri çok büyük organizasyonlara dönüşmeye başlayınca, Kültür Bakanlığı desteğine muhtaç hale geldi ve bu sebeple de devlet himayesine girdi.
Tüm Yörüklerin bir arada olduğu ve şöleni izlemeye gelen konuklarla birlikte binlerce kişinin toplandığı Söğüt; her yerde olduğu gibi başta devlet erkânı olmak üzere tüm siyasilerin çekim merkezi oldu.
Kısa bir zaman içinde Yörük Bayramı olmaktan çıkıp bir devlet törenine dönüştü.
Devlet törenleri de haliyle mülki idare amirleri valiler ve kaymakamlar ile belediye başkanları marifetiyle planlanıp uygulandığından, siyasi liderlerin ve hükümetin beğeneceği ve hoşnut olacağı bir formata dönüşüp gitti.
Her şey “büyükleri kızdırmamak, aksine onlar tarafından beğenilmek, takdir edilmek ve övülmek” kriterlerine göre kurgulandı.
Konuşma metinleri denetimden geçti, olmadı tek elden yazıldı okuyun dendi, o da olmadı kökten kaldırıldı.
Kortej yürüyüşünde her siyasi grup birbiri ile arasında ellişer metre boşluk bırakarak, kendi sembolleri, işaretleri ve sloganları ile yürüdü.
Ertuğrul Gazi türbesini her siyasi grup müstakilen ayrı ayrı ziyaret etti.
Gösteri gruplarından birisi, gösterisinin bitiminde çıkardığı Türk bayrağını muhalefet partisi liderine verdiği için belediye başkanı yeniden aday olma şansını kaybetti.
Herkesin heyecanla beklediği şeref konuğumuz en büyük devlet adamımız tören öncesinde “bu gün çok yoğun işlerim var, başka yere yetişeceğim, programı kısa tutun” dediği için hazırlanmış bazı tören içerikleri iptal oldu.
Ortama ve şölene hâkim olma hırsı ile otobüslerle siyasiler kendi üyelerini getirip alanı doldurdular. Hatta yeterince adam toplayamayan siyasilerden biri kendi ilindeki futbol takımı fanatik taraftarlarını otobüslere bindirip erkenden tribünleri doldurup, diğer siyasilere çalım attı. Ama kontrol edilemeyen fanatik taraftarlar daha büyük olaylar çıkardı.
Kendi bayramlarında Yörük ve Türkmenlerin esamesi bile okunmaz oldu.
Bu yıl ilk defa organizasyon komitesi gelen taleplere kulak verip, cumartesi gününü Yörük ve Türkmen bayramı, pazar gününü protokol töreni olarak planladı. Bu hususta Bilecik Valimize, Söğüt Kaymakamı ve Belediye Başkanına müteşekkiriz.
En büyük eksiklerden birisi giderildi ve Yörük ve Türkmenleri temsilen otantik kıyafetleri ile bir Bey’e protokol içinde yer ayrıldı. Umuyorduk ki takım elbiseli protokol arasında bir renkli kıyafetli kişi de fotoğraf karesine girer ve tarihe bu toplanmanın Yörük ve Türkmenlere ait olduğuna dair iz kalırdı.
Ancak gene beklenen olmadı. Yörük Bey’ine ayrılan sandalyeye, yer gösteren isim kâğıdı bir kenara atılıp yerinden kaldırılamayacak bir ağır protokol oturdu.
O siyasi konuştu da bu siyasi konuşmadı, şöyle konuştu böyle konuştu diye yine olaylar çıktı. Bir grup sloganlar atarak alanı terk etti.
Ne törenin manası kaldı, ne ruhu kaldı, ne de törene katılanlarda bir şevk ve heves. Memleketin dört tarafından gelen Yörük ve Türkmenler hayal kırıklığı ile moral bozukluğu ile Söğüt’ten ayrıldılar. Her zamanki gibi…
İşin daha da vahimi ise, tribünlerde bu patırtıları çıkaranlar; “Yörükler ve Türkmenler de siyaseten bölünmüşler, birbirleri ile itişip kakışıyorlar” diye algılandı. Oysa onların içinde siyasi gruplardan başkası yoktu.
Velhasıl herkes ve her kesim yine Söğüt bizim zannıyla hareket etti.
Her yıl kim ev sahibi kim misafir birbirine karıştırılıyor. Herkes orada atamız Ertuğrul Gazi’nin huzurunda misafir olduğunu unutuyor.
Hangi misafir ev sahibinin önünde birbiri ile kavga eder.
Böyle devam ederse korkarım gün gelecek bu halimizden bıkan Ertuğrul Gazi yerinden kalkıp hepimizi sopa ile kovalayacak.
Umuyorum ki bu son olur.
Fahrettin Beşli
12 Eylül 2013