REY“KANLI”: Biri bizi itekliyor!
Hatay Reyhanlı’nın haritadaki yerine dikkatli baktınız mı?
Türkiye’nin güneye doğru çıkıntısı Hatay’ın doğuya doğru çıkıntısı Reyhanlı…
Suriye meselesi ile bağıntı kurulabilecek en uygun coğrafya burası. Bir çınarı kesip parçalamaya niyetlensen önce dallarını budayacağın gibi Türkiye’yi de bölüp parçalamaya başlamak için Hatay gibi hassas bir şehirden daha uygun bir yer bulamazsınız.
Tam buraya indirilen balta darbesi gibi ya da bina yıkımındaki dinamitler gibi patlayan iki bomba aynı şiddetle gündeme de düştü.
Başlangıçta Hatay Reyhanlı’da iki yerde bomba patladığı ve 15 in üzerinde ölü olduğu haberi duyuldu. Ama bir den olay yeri ile bağlantı kesildi.
Haberleri, resimleri, tepkileri ve yorumları hep internet üzerinden öğrenmeye başladık.
Ölü sayısı resmi rakamlarda 51 e geldi takıldı kaldı. Yetkililer gerisini artık sayamıyoruz mu diyor, yoksa kayıptan saymıyoruz mu diyor anlayamadık. Diğer taraftan başta yabancı haber merkezleri olmak üzere bölgeden gelen haberler gerçek ölü sayısının 200 ü aştığını iddia ediyor.
Yargı marifeti ile bir de yayın yasağı getirildi mi, ortalık daha bir kaotik hale dönüştü.
Öyle ya yangın mahallinde bir insanın gözlerini bağlayarak onun etrafındakilerden haberdar olmamasını sağlayabilir misiniz? Elbette hayır. Aksine gözü ile göremediği ama alevlerin sıcaklığını hissettiği, çığlıkların sesini duyabildiği ve yanık kokusunu alabildiği durumda durumun vahametinin sınırlarını ancak hayal gücü belirler.
Haberlerde gördüğümüz ellerini kaldırmış gözü gökyüzüne dikmiş haykıran kadın fotoğrafını okuyamamak mümkün mü?
Bir de devletin hemen oraya koşmaması, yetkililerin yardım yetiştirmemesi, yaraların sarılması için, bölge halkına moral ve ümit vermek için yanlarında olmayışı da izaha muhtaç bir durum. İnfial olup da yetkililere bir sıkıntı doğuracağı endişesi ile tedbiren böyle yapılmışsa bu da makul bir gerekçe değil.
Ne olduğunu az çok anladık, şimdi neden olduğunu anlayamaya çalışıyoruz.
Bu olay 6 -7 Eylül olayları gibi bir olay değil. Suriye ile kavga etmek için yapılmış bir omuz atma bahanesi değil. Öyle olsa yayın yasağı getirilmez, kamuoyu etkisinin önüne geçilmezdi. Çok küçük de olsa bu ihtimal söz konusu ise (Mobeselerin bozuk, istihbaratın zayıf oluşu bu ihtimali körüklüyor) daha küçük çaplı bir eylem öngörülmüş ama olay kontrolden çıkmış ve maksadını aşmış olabilir.
Suriye’deki Esad rejimi ve taraftarlarının bunu yapması olasılığını akıl reddediyor. Kendi iç savaşı sürerken ve şartları bu derece kötü iken hiç kimse kendine yeni ve gereksiz bir cephe açmaz. Zaten Suriye resmi açıklamaları da bunu destekler mahiyette.
Geriye iki ihtimal kalıyor. Birisi; Özgür Suriye Ordusu denilen çapulcu isyancıların bu işi tezgâhlaması… Akıl ve muhakemeden yoksun bu güruh “Allah-ü Ekber” naralarının tüm günahların kefareti olacağını, bununla yapılmış eylemlerin günah sayılmayacağını ve bu sesi duyan tüm inanan Allah dostlarının bu sesi alkışlayacağını hatta destek olacağını sanıyorlar.
Tüm dünyada televizyon ekranlarında bu sözde Müslümanların kendi dindaşlarına yaptıkları vahşet görüldükçe “İslamofobi” diye nitelenen düşmanlığın daha yaygınlaşması sağlanıyor.
Bu özgür çapulcu ordusu Türk Milletinin tepesinin atması ile ortaya çıkacak infial sayesinde Türkiye’nin bu hainler ordusunun müttefiki olarak Suriye ile savaşa girmesini umuyorlar.
Baktım iki gündür kemik yerine yağmur yağıyor. Demek ki duaları kabul olmadı.
İkinci ve bence en kuvvetli ihtimal Suriye devleti ve toprakları ile hesabı olanların Türkiye’nin daha aktif ve daha etkili olarak sürece dahil olmasını sağlamak istemeleridir.
Başta ABiDevlet olmak üzere Avrupalı şer odağı devletler böyle bir vaka ile bıçağın Türk milletinin kemiğine dayanacağını ve kılıcını çekip Suriye topraklarına dalacağını kurguluyorlar.
İşin kötüsü ne biliyor musunuz? Eğer bu kurgu gerçekleşirse ÖSO denen Suriye hainleriyle ve PKK denen Türkiye hainleriyle müttefik olarak aynı cephede savaşmak durumunda kalacağız. Çok ızdırap verici. PKK’nın sınır dışına çekilmesinin başka bir gerekçesi yok zaten. Sadece ulusalar arası terörist organizasyonların yeni savaş düzenine göre birlik kaydırması.
Sayın Başbakanımız da Amerika’ya bu nedenle gitti belli ki.
Galiba filmin sonuna geliyoruz ve birileri bizi itekliyor.
Aman Sayın Başbakanımız; daha fazla ileri gitme.
Fahrettin Beşli
16 Mayıs 2013