DAĞ Başını Duman Almış.

Ulu DAĞ’ın başını duman bürüdü. Çünkü dağın etekleri tutuştu. Her kesimde bir telaş ve bir huzursuzluk, bir endişe var.

Dağın sesi soluğu, temsilcisi Dağ-Derin 12 Mayıs 2013 Pazar günü genel kurulu var. 25 Kasım 2012 de yapılan olağan üstü genel kurulda başkanlık koltuğunu kapan mevcut başkan ve yönetim kurulu eline geçirdiği bu tarihi fırsatı kaybetmemek korkusunda. Eteğin bir ucunu bu kesim oluşturuyor.

Her organizasyonuna her etkinliğine gelen Mustafa Bay’ın dağ yöresini asıl temsil edebilecek kişi olarak gören; yeniden seçilmesi konusunda halis inanca sahip olanlar eteğin bir başka ucundalar. Bu kesime yapışmış bu durumdan fayda sağlayan, başka hiçbir koşulda elde edemeyecekleri bu yeni kokart kaybetmeme telaşında olanlar da diğer etek ucu durumdalar.

Eteğin diğer bir ucunda da her ne sebeple olursa olsun, bu sürece vesile olmuş ancak gelişmelerden memnun olmayan, uzak doğuda “kaplana binmek” (üstünde dursa düşecek, inse kaplan yiyecek) tabir edilen duruma düşmüş nasıl zarar görmeden bu işten kurtarırız kaygısında.

Bir başka ucunda da tutuşan eteklerin tüm dağı saracağından endişe edip, elini yakmak pahasına ateşi söndürmeye çalışan bir kesim var.

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

Dağ-Der sadece üyelerinin hatta dağ yöresinin değil tüm Bursa’nın değeri bir sivil toplum örgütüdür. O nedenle olsa gerek Dağ-Der genel kurulunu bu hafta içinde tamamlanan BTSO ve Ticaret Borsası seçimleri ile aynı haber değerinde kamuoyunun ilgisini çekmektedir.

Bu genel kurul geçmişteki tüm diğer iki adaylı ve çekişmeli genel kurullardan farklıdır. Bu defa büyük bir kesimin şüpheleri ve endişesinden kaynaklanan dernek üzerindeki gölgenin ortadan kalkması şansı söz konusudur. Şaibeden arınmış, daha güçlü, daha etkili, daha bağımsız ve herkesimden destek alabilecek bir ekibin dernek yönetimine gelmesi olanağı vardır.

Dağ-Der Başkanı taban ile tavan olarak tabir edilen kesimler arasında ortalama Dağlı’yı sembolize eder. Ona bakan ortalama bir dağlıyı görür. O nedenle biz dağlıları diğerlerinin nasıl görmesini istiyorsak bizimle ilgili nasıl kanaatleri olmasını istiyorsak öyle bir başkan seçilmelidir.

Dağ-Der Başkanı gücünü sadece kendi üyelerinden ve kendi yöresinden almalıdır. Gücünü aldığı yeri de arkasına alıp başkalarına efelik taslamalıdır. Başkalarını arkasına alıp kendi yöresine, töresine, büyüğüne değerini değil.

Dağ-Der’in logosu yonca yaprağı gibi algılanır ama aslında oradaki şekil, birbirini sımsıkı tutan dört eldir. Birbirleri ile el ele tutuşup kenetlenmiş 4 dağ ilçesini tüm fertleri ile beraber ifade eder. Derneğin kuruluş amacı da yardımlaşma ve dayanışmadır zaten.

Dağ köylerinin ortasından bir dere ya da yol geçiyorsa her taraf diğer tarafa “ötegaşı” (öteki karşı) der. Bu süreç iyi yönetilemez ise, aradaki derenin yerine aktif siyaset mekanizması olacak şekilde Dağ-Der ve dağ yöresi de bu duruma düşecektir. Dağ-Der’in ve dağ yöresinin her bir kısmını “ötegaşı” durumunda bırakmak; hele hele bunlardan birini de siyasetle çatışan, siyasi erk ile mücadele eden duruma getirmek bu gönül yolculuğu için yapılabilecek en büyük kötülüktür.

Geçmişte olmadığı gibi bu gün de, gelecekte de ne dernek yönetimi ne de dağ yöresi iktidar partisi ile olan ilişkilerini bozmamalı, dostluğuna ve işbirliğine zarar getirmemelidir. Ne parti idarecilerini, ne bu partide siyaset yapan değerlerimizi, ne de bürokratlarımızı zor duruma sokmamalıdır.

Bu aşamada siyaset boyutunda fazla söz etmekten imtina ediyorum ama şunu hatırlatmadan geçemeyeceğim. Her kesimin kendi içinde öz değerleri, kültürü, ananesi, teamülleri, terbiyesi, disiplini ve haliyle de büyük saydığı kişiler vardır. Tıpkı Akparti’de olduğu gibi…

Parti içinden pozisyonu, mevkii, makamı ne olursa olsun bir siyasi aktörün, herkes tarafından büyük olarak kabul edilip, saygı gören Sayın Bülent Arınç’a meydan okuması ne derece kabul edilebilirse; bizim içimizde gelişen benzer yanlışlar da en fazla o kadar anlayış görür.

Karşılaştığı bu ayıba rağmen istişare heyeti kutuplaşma derinleşmesin, bölünme hızlanmasın düşüncesi ile süreci uzatmayarak çalışmalarını sonlandırdı.

15 Kasım 2012 den bu yana DAĞ’ın bir yerlerinde de bir ağrı var. Yokmuş gibi davranıp ağrının geçmesi bekleyerek, hemen bu gün tedavi edilmezse daha köklü sorunlara karşımıza çıkabilir. Bu sorunu da Dağlılardan başkası da çözemez.

Saflar keskinleşmeden ve ayrılıklar derinleşmeden, pazar günü yapılacak genel kurulda herkesimi temsil eden ve kucaklayan, herkes tarafından kabul görecek etkili ve tek liste ile seçime gidilmeli.

Mevcut başkanın hazırlayacağı tek liste ile seçime gidildiğinde bu başarılmış olmayacak. Bu sonuç sadece “ötegaşı”nın seçime girmediğinden kaynaklanmış olacak. “Ötegaşı”yı ortadan kaldırmayacak, o hep büyüyerek var olacak.

Pazar günü yapılacak genel kurul bir dönemeçtir. Dağ-Der 27 yıllık birikimi ile gücünü topladı. Şimdi ya kişisel hesaplar ve hırslar için bir mirasyedi gibi bu güç ziyan edilecek, ya da bu güç yönünü dağa dönecek oraya faydaya dönüşecek.

Hala çok geç değil. Bu süreçten biraz gayret edenlerle biraz fedakârlık edenler büyüyerek çıkacaktır. Her yolu zorlayıp, herkese ve her şeye rağmen seçim kazananlar değil.

Fahrettin Beşli

10 Mayıs 2013