BU SEÇİMLER NEDEN ÖNEMLİ?
Türkiye Cumhuriyetinde çok partili hayata geçildiğinden bu yana geçen 67 yılda, 17 defa genel seçim yapılmış. (1946 – 1950 – 1954 – 1957 – 1961 – 1965 – 1969 – 1973 – 1977 – 1983 – 1987 – 1991 – 1995 – 1999 – 2002 – 2007 – 2011) Yani ortalama 3,94 yılda bir seçime gidilmiş.
Yerel yönetimler için ise 84 yılda 14 seçim yapılmış. (1930 – 1946 – 1950 – 1955 – 1963 – 1968 – 1973 – 1977 – 1984 – 1989 – 1994 – 1999 – 2004 – 2009) Yani 5,6 yılda bir belediye seçimi olmuş.
Genel seçimler ihtiyaç oldukça, hükümet tıkandıkça düzensiz aralıklarla yapılırken, mahalli idareler seçimleri 1984 yılından sonra 5 yıllık düzenli frekansını yakalamış. 15nci seçim önümüzdeki yılbaşında gerçekleşecek.
Şimdi Türkiye’de soluk alan her kesim bu seçimlere kilitlendi, geleceklerini ümitlerini bu seçimlere endeksledi. Milletçe hazırlandığımız bu seçimler her kesim için büyük önem taşıyor.
En başta Sayın Başbakanımızın geleceği bu seçimlerin sonucuna göre şekillenecek. Ya yükselen oyları ile içerdeki ve dışarıdaki (kendi deyimi ile) “düşmanlarına” gözdağı verecek. “Gerçek hikmet bende, sizler etkisiz elemanlarsınız, asıl olan benim gördünüz mü?” diyecek.
Ya da kaybedilen belediyeler ve düşen oy oranları ile 12 yıldır Ankara’dan dünyaya yayılan ışığın kaynağının kendisi olmadığı, başka ışıkları yansıtan bir ayna olduğu ortaya çıkacak. O anlaşıldığında ise sırrının dökülmesi çok zaman almayacak.
Bu tehlikeli riske karşı bu seçimlere çok önem veriyor. ‘Doğru aday değil kazandıracak ve daha fazla oy getirecek aday aranıyor’ ilanları o nedenle veriyor. Müttefiklerinde de değişiklikler yapıyor. Bazı kesimlerle arasına mesafe koyuyor, yeni kesimleri avlusuna alıyor.
AKP’ de aktif siyaset yapanlar için de bu seçimler önemli. Çünkü belki de bu son fasıldır! Bir daha bir şey olma şansı kalmaz, en azından bu parti bünyesinde… Bu güne kadar uslu durup sıranın kendisine gelmesini bekleyenler sırayı bozup öne geçecekler.
Elbette ki CHP için de önemli. Ana muhalefet partisi olarak; son dönemdeki milletin memnuniyetsizliklerinin de etkisi ile iktidarla arasındaki farkın kapatılabilir cinsten olduğunu değerlendirip heyecanlanmaya başladı. Özellikle birkaç büyük şehirde yapılacak küçük manevralar ile Büyükşehir Belediye Başkanlıklarına kendi adaylarının seçilmesini mümkün görüyor. Özelikle İstanbul gibi amiral gemisi bir Büyükşehir Belediyesinin el değiştirmesi halinde iktidarın da el değiştirmesi işten bile değildir.
Haliyle, MHP için de bir o kadar önemli. Milliyetçi hassasiyetlerin ayaklar altına alındığı bir dönemde, bu düşünceye dayalı siyasetin tek adresinin de varlık ve yokluk kaderi bu seçim sonuçlarının etkisi altında şekillenecek.
Hatta PKK, DTP ve HDP gibi bölücü organizasyonlar için bile önemli. Bu günlerde sinemalarda bir animasyon filmi var. Bir salyangoz, bir şeyin tesiri ile turbo hızına ulaşabiliyor. Turbo salyangoz misali milim milim ilerlerken kendisinin bile şaşırdığı hıza ulaştı. Dağda yol kesen eşkıyalıktan, önce bölücü terör örgütlüğüne sonra da kendi yarattıkları sorunun çözümüne ortak oldu. Kuyruğunu soktuğu meclisten sonra bu seçimlerle bölgelerindeki birçok belediyede hâkimiyeti elde edebilecekler.
En çok da millet için önemli bu seçimler. Nereye doğru sürüklendiğimizi bilemediğimiz bu süreçte; ya kazanılmış yeni seçim zaferi ile direksiyonu elinde tutanlar vites büyütecekler ve tam gaz gideceğiz menzile ya da sarı ışık yanacak ve herkes biraz durup bir düşünecek.
Sadece bu seçimlerle ilgili değil; geldiğimiz noktada tüm Türkiye kaderini Başbakan Erdoğan şansında, AKP iktidardaki kaderine endeksledi. İster öğrenilmiş çaresizlik deyin ister yanılgı; O baştan beri ele geçirdiği organları ile tüm devlet ve milleti kucağına alıp, kıldan ince sırat köprüsünün ortasına kadar geldi. Şimdi herkes O düşerse hep beraber uçuruma yuvarlanacakmışız gibi hissediyor.
Bizi bu noktaya kimin getirdiğini unutup, bizi karşı kıyıya salimen götürmesini diliyoruz. Stalin’in tavuğu gibi…
Fahrettin Beşli
15 Kasım 2013