AĞIZLARDAN ÇIKANLARI KULAĞINIZ DUYUYOR MU?

Kandil 'de Murat Karayılan 'la röportaj yapan Radikal yazarı Avni Özgürel, Kürt sorununun PKK 'ya kapsamlı bir afla çözülebileceğini söyledi “Önümüzdeki dönemde çözümün son adımlarının atılması lazım. Bunların can yakan adımlar, canımızı sıkacak adımlar olabilir. Kapsamlı bir af çıkarılması lazım… Bunlar önemli şeyler. Elbette Öcalan hakkındaki ağırlaştırılmış hapis cezasının devamını temin etmek lazım. Öcalan 'da buna evet diyor zaten. Ama şu anda tecrit edilmiş bir halde. O tecrit şartlarının kaldırılması lazım ve iyileştirilmesi lazım.”

Ergenekon sanığı Bekir Öztürk, ‘Hukuk katliamı’ başlıklı yazısında, “Cezaevine girdiğimizin ilk üç ayında, bu işin nereye varacağını oda arkadaşlarım Fuat Ermiş ve İsmail Yıldız ile paylaşmıştım. Bizleri PKK katilleri ile birlikte affedecekler. İşte işin özeti bu… Ergenekon-Balyoz davalarının adları ayrı olsa da aynı davalar olduğunu da ‘Polis Darbesi’ isimli kitabımda yazmıştım. Bu davalardan içeri atılan ve onca yeni düzenlemeye rağmen salıverilmeyen binlerce kişinin sanki suçluymuş da aftan yararlanmış gibi PKK’lılarla birlikte salıverileceğini de aynı kitabımda yazmıştım. Üç kitabımın ithaf cümlesi şu şekildeydi: ‘Terörist başı ve katillerine af çıkarmak adına Hasdal ve Silivri de esir tutulan vatanseverlere’...”

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç; Balyoz davası sanıkları hakkında verilen cezalarla ilgili Yargıtay sürecine dikkat çekti. Kılıç, Balyoz sanıklarının dosyasının Yargıtay süreci tamamlanmadan Anayasa Mahkemesi'nin önüne gelmesinin mümkün olmadığını belirterek, "Ne zaman Yargıtay tarafından onaylanırsa ve temel haklarla ilgili ihlal varsa, gündeme alınır" dedi.

Başbakan Erdoğan; katıldığı televizyon programında yaptığı açıklamada Oslo sürecine değindi ve “İmralı ile ilgili görüşmeler yine olabilir’ dedi. Terör konusundaki müzakerelerin ‘iletişimdeki samimiyetsizlik’ nedeniyle kesildiğini söyleyen Erdoğan, Oslo sürecinin devam edebileceğinin sinyallerini verdi. “Bu konularda tabii BDP’nin bu çağrısını ne denli değerlendiririz, kaale alırız o ayrı bir konu…” dedi.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, BBC’ye verdiği röportajda, Suriye içinde güvenli bölge kurulması konusunda “risk almaya değeceğini” söyledi. Davutoğlu, PBS televizyonunda ise PKK ve El Kaide’nin sınırda oluşturduğu riske dikkat çekti, bir “gönüllüler koalisyonunun” Suriye’ye yönelik askeri müdahalesine Ankara’nın da katılabileceği mesajını verdi.

DIŞİŞLERİ Bakanı Ahmet Davutoğlu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 67’nci dönem toplantıları için gittiği ABD’nin televizyonu PBS’ten M. Warner,ın Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, “Türkiye’nin Suriye’ye tek taraflı bir askeri müdahalede bulunmayacağı” yönündeki sözlerine şu yanıtı verdi: “Elbette Sayın Erdoğan Suriye içindeki siyasi krizi kastetti. Ama eğer Türkiye’ye karşı sınırda bir güvenlik riski oluşursa, sınırımızı korumak bizim hakkımızdır. Eğer bir terör örgütü sınırdan bize saldırır veya güvenlik riski oluşturursa her türlü adımı atma hakkımız var. Tampon bölge veya güvenlikli bölge için BM Güvenlik Konseyi’nin veya uluslararası toplumun kararı gerekir. Libya’da gönüllüler koalisyonunun müdahalesine temel teşkil eden bir BMGK kararı vardı. Ama BMGK’den bir karar çıkmazsa tüm seçenekler masadadır.” Warner’ın, “Türkiye böyle bir gönüllüler koalisyonunun askeri müdahalesinde yer alır mı” sorusunu ise Davutoğlu, “Evet, elbette. Türkiye sadece o anlamda değil, Suriye ile ilgili bütün süreçlerde yer alacaktır” diye cevapladı.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Suriye’de süren iç çatışmalar sırasında Akçakale'ye düşen havan mermisi ile ilgili gelişmeleri Genelkurmay Başkanlığı’yla temas halinde yakından takip ettiklerini ve Suriye’ye nota verdiklerini söyledi. Davutoğlu, "Türkiye'nin, sınırlarını koruyacak kudrete sahip bir ülke olduğundan kimse şüphe etmesin. Akçakale’de ve diğer sınır boylarında alınması muhtemel bütün tedbirler alındı. Yapılması gereken çalışmalar yapıldı, Suriye’ye nota verildi. BM ve NATO bilgilendirildi. Sınıra yönelik ihlaller sürerken hem haklarımızı saklı tuttuğumuzu hem de haklarımızı kullandığımızın bilinmesini isterim. Türkiye, sınır boylarındaki durumu kontrol edecek kudrete sahiptir" diye konuştu.

Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, sınır ötesi operasyon için 17 Ekim'de sona erecek olan yetki tezkeresinin süresinin uzatılması için Meclis Başkanlığı'na başvurulacağını açıkladı.

Kronolojik bir sıra dâhilinde olacakları ön görelim:

Hükümet adına MİT ile PKK arasındaki müzakereler sonuçlandırılacak. Burada neyin karşılığın ne tavizin verileceği çok önem arz ediyor. Yalnızca “Anaların ağlamasına” son vermek bunun karşılığında PKK’nın hedeflerine ulaşmasını sağlayacak tüm yolları açmak bir başarı olarak alkışlanır mı? Emin olmak gerek.

Müzakerelerin bir bölümü terör örgütü üyelerinin affını, elebaşlarının cezasının da iyileştirilmesini içerecek.

Çıkan yasal düzenlemeyle; terör örgütü üyeleri ile onlarla mücadele edenler aynı torbaya konularak (sözde affedilerek!) salıverilecekler. Böylece yargı kararı bozulsa dahi beraat etme imkânı ortadan kalkarak tarihe suçlu olarak kayıt edilecekler.

Sınırları her kesim tarafından artık bilinen bölge; özerk bir yapıya sahip olacak ve bu güne kadar “aman terör bitsin” diye bölgeye yapılan milyarlarca liralık yatırımların üzerine çökecek. Ama tamamen bağımsız olup da Türkiye’nin nimetlerinden kendini mahrum etmeyecek. Bir sülük gibi devletimizi ve milletimizi emmeyi sürdürecek.

Affedilen general ve subaylar geçim derdine düşecek, yeniden nahak yere mahkûm olmamak kaygısı ile kalabalıklar arasında kaybolmaya çalışacaklar. Affedilip dağdan inen eşkıya yeni özerk bölgenin askerini polisini oluşturacak, tören geçişlerinde korkusuzca boy gösterecekler.

Türkiye’nin ağrılı “şark çıbanı” patlatılıp irin dışarı akıtıldıktan sonra sıra bunun karşılığını vermeye gelecek.

ABD içinde bulunduğu ekonomik kriz nedeni ile bundan sonra Irak gibi yeni bir demokratikleştirme sürecine fiilen katılmayacağını, bu işi “dost ve müttefik!” ülkeler eli ile gerçekleştireceğini bizzat başkanlarının ağzından ilan etti.

Kore’de, Kamboçya’da, Vietnam’da, Afganistan’da çamura saplandığından, Güney Asya’da muvaffak olamadığı askeri stratejiyi; Orta Doğu ve Kuzey Afrika da “outsourcing” etmek sureti ile hayata geçirmek istiyor.

Bu işin karşılığında ile daha önce başına musallat ettiği beladan kurtarmak ve “bölge liderliği” gibi tehlikeli bir unvan öneriyor. Bundan sonra bu bölgedeki her bela bölge lideri ülkenin de gündemine oturacak. Haliyle çözüm de ondan beklenecek.

Takvimsel olarak yazı bitirip kışa girdiğimiz bu günler de millet olarak bizi fena bir kara kış bekliyor. Allah hükümetimize dirayet ve aklıselim, milletimize de sabır ve dayanma gücü versin.

Fahrettin Beşli

26.9.2012