ÇİZGİLER ARASINDA “OTOPARK” ÖZGÜRLÜĞÜ!
Sabah iş yerinize geliyorsunuz. Her zaman aracınızı park ettiğiniz yerin akşamdan sarı çizgilerle çizildiğini, elinde bir cihaz ile sarı tişörtlü birisinin tepenize dikildiğini görüyorsunuz. Bundan böyle aracınızı oraya bırakmak için ilk saat için 3 ya da 5 lira sonraki her saat için de 1 lira ödeyeceğinizi söylüyor. Bu da; mesainizin en az 8 saat olduğunu hesaba katarsanız o gün için aracınızı bırakmanın bedelinin 10 lira olduğu; her mesai günü bunu yaparsanız da aylık 260 lira otopark bütçesi ayırmanız gerektiği anlamına geliyor.
Ya da işiniz gereği araç ile dolaşmak durumundasınız. İlk iş yerinizde başlayan mesainizle günlük ortalama 5 noktada durmak zorundasınız. En iyi halde günlük tutar 18 liraya çıkıyor. Matematik hesabı ile işin içinden çıkmak zor.
Bu rahatsızlığı görevliye anlattığınızda alacağınız cevap hazır: “Abone yapalım sizi.” Aylık 100 lira. Tüm sorun çözülüyor mu, hayır. Çünkü sadece abonesi olduğunuz yerle ilgili hak ortaya çıkmış oluyor. Oysa iş yerinizin önünde 15 – 20 araçlık yer var. Abonesiniz ama geç gelirseniz orada yer bulamazsınız. Hemen yanındaki başka bir görevli personelin park alanına bırakacak olsanız ona ayrıca ücret ödeyeceksiniz. Nerede abonelik avantajınız?
Başka bir perspektiften bakalım. İş yeriniz olan otelinize geliyorsunuz, bir bakıyorsunuz otel girişi ve gelen müşteriyi karşıladığınız yere sarı çizgiler çizilmiş, başına da adam dikilmiş. Oradaki “sarı tshirt”lü görevli ile bunu çözmeniz olanaksız. O da uygulamayı savunuyor çünkü orası, bundan sonraki onun da ekmek kapısı. Üst makamlar marifeti ile en yetkililere ulaşıyorsunuz. “pardon, çocuklar beni yanlış anlamış yanlış yapmışlar” cevabı ile çizgiler iptal ediliyor. Ses yukarıdan geldiği için bu cevap verilip hata düzeltiliyor. Hiç ses çıkmaz ise ya da aşağıdan cılız sesler gelirse orası yeni bir park alanı olarak belirlenmiş oluyor.
Başlangıçta herkes gibi siz de sessiz bir memnuniyetsizlikle uygulamaya intibak etmeye çalıştınız. Ama her zaman da cebiniz de otopark parası olmuyor. Beş dakika önce son paranızı park ücreti olarak verdiğinizi şimdi de falanca resmi kuruma bir evrak bırakıp çıkacağınızı düşünün. Biliyorsunuz ki o resmi kurumun önündeki park alanı da sarı çizgilerle “saraltıldı.” Hemen yakının da arka tarafta ara sokaklarda bir müsait yer vardı. Oraya aracı bırakmaya gidiyorsunuz. Orası da keşfedilmiş ve sarartılmış. Yakınlarda o kuruma yürüyüş mesafesindeki aracın durabileceği her nokta ya çizilmiş ya da yeni meşhur turuncu delinatör (plastik dikmeler) ile engellenmiş.
Nereye gitmek zorunda iseniz orası bu halde. Örneğin Acemler’deki BUSKİ ve Büyükşehir birimlerinde bir işiniz olsa aracınızla içeri girmeniz kolay değil. Dışarıya bırakmaya kalksanız bu defa yoğun olarak kullanılmadığı halde yol kenarları boydan boya delinatörlerle köreltilmiş. Arabanızı nereye bırakacağınızı şaşarsınız.
Hastaneler, kamu kurumları, çarşı, pazar, kent merkezi iş göreceğiniz her yer aynı. Artık sabır sınırlarını aşıyorsunuz. Sık sık bu duyguyu yaşadığınızdan bu uygulamayı sorgulamaya, cevap bulamadıklarınızı da tenkit etmeye başlıyorsunuz.
Otopark “yerleşim yerlerinde araçların yol açtığı trafik sorunlarının çözümü için” yapılır. İlgili bakanlığın yayımladığı otopark yönetmeliğine göre inşası tamamlanan binaların parselinde otopark ihtiyacı karşılanamıyorsa ilgili belediyece veya valilikçe bu yönetmelik hükümlerine göre belirlenecek otopark bedeli alınarak; otopark ihtiyacının o belediye veya valilikçe karşılanması zorunludur.
Aynı yönetmelik hükümlerine göre; “Otopark hesabında toplanan meblağ, belediyelerin kendi kaynaklarından ayıracağı tahsisatla birlikte, tasdikli plan ve beş yıllık imar programına göre hazırlanan kamulaştırma projesi karşılığında otopark tesisi için gerekli arsa alımları ile bölge veya genel otoparkları için kullanılır. Otopark hesabında toplanan meblağ otopark tesisi dışında başka bir amaçla kullanılamaz.” Bu durumda anlaşılıyor ki otoparklar yapmak belediyenin hem görevi hem de bunun için kaynağı da var.
Bursa Büyükşehir Belediyesi adına bu hizmetleri belediye iştiraki olan BURBAK A.Ş. ilgili yasa hükümleri çerçevesinde yürütüyor. Aynı şekilde Osmangazi Belediyesi adına da BOSBEK bu hizmeti veriyor. Hizmet kısmının hududuna kadar bir diyeceğimiz yok. İhtiyaç olan park alanlarını ve otoparkları tesis edip işletmek hizmet olarak kabul edilebilir.
Otoparkçılık geçmiş zaman herhangi bir eğitim ya da yatırım gerektirmeden yapılan en ideal kolay kazanç kapılarının başında geliyordu. Deli Dumrul misali 5 arabanın durabileceği yerin girişinde durup çıkandan para almak oldukça cazip bir iş idi. Bu işi teknik donanımla, yatırımla ve hassasiyetle yapanları bu tarifin dışında tutarak; bileğine güvenen sokak arası değnekçilerinden kenti kurtardığı için başlangıçta yerinde bir uygulama olarak benimsendi.
Ama daha sonra ortadan kaldırdığı olumsuz rolü kendisi üstlenmeye başladı. Bu noktadan itibaren de hizmetle ekonomik fayda kaygısı arasındaki ince çizgi aşılmaya, uygulama sorun ve rahatsızlık sebebi olmaya başladı. Elbette yatırım yapmadan, alanı iyileştirmeden, güvenliğini sağlamadan, hiçbir sorumluluk almadan yapılan bu işi hizmet olarak değerlendirmek imkânsızdır. Zaten var olan kamuya ait bir yeri bu iş için tahsis etmek sureti ile alınan park ücreti neyin karşılığı olarak kabul edilebilir?
BURBAK; kendi internet sayfasında otopark gelirlerini;
“Personel istihdamında
Bursa’ya yapılacak olan hemzemin, katlı, teknolojik otopark yapımında,
Devletimize KDV ve Stopaj ödemelerinde,
Kurumlar vergi ödemelerinde”
kullandığını duyurmuş. Her ne kadar istihdam yaratıyor, iş bulamayan birçok nitelikli personele iş imkânı sağlıyor olsa da “personel istihdamı ve vergi vermek”, bir hizmetin gayesi olabilir mi? Bu başka bir tartışma konusu. Ama yeni modern otoparklar yapmak, evet bunun için araç sahiplerinin de fedakârlık yapmasına değer. Fakat uygulama başladığından bu yana geçen hafta tanıtımı yapılan “ringoparklar” dışında bu amaca dönük köklü bir yatırım göremedik. Beklentimiz bu işlerde nihai amacın park sorununa çözüm üretmek olmasıdır.
BURBAK ve BOSBEK kendi sitelerinde park yerlerini listelemiş. Bana sanki bu listede belirtilen alanlar dışında da park çizgileri var ve ücret alınıyor gibi geliyor. Bu durumda aklımıza nerelerin park yeri olduğuna, sınırlarının neresi olduğuna ve ücret tarifesinin ne olduğuna kimin karar verdiği sorusu akla geliyor. Siz herhangi bir yerde otopark hizmeti vermeye kalkarsanız Bursa’daki trafikle ilgili tüm birimlerin temsilcilerinden oluşan UKOME (Ulaşım Koordinasyon Merkezi)’nin olurunu almanız gerekiyor. Bu noktaların hepsinin UKOME’ nin kriterlerinden ve onayından geçip geçmediğini de merak ediyorum.
Sonuç olarak bu park hizmeti verildiğinde,
Mecburiyet ile keyfiyet kıstas olarak belirlenip yer tespiti yapılmalı.
Mecburiyet içeren alanlarda 15 – 25 dakika arası ücretsiz park yapma imkânı tanınmalı.
Bu hizmet ticari bir gaye gütmediğinden tarifeler daha makul seviyelerde tutulmalı.
BURBAK ve BOSBEK gelirleri ile ilgili şeffaflık prensipleri çerçevesinde kamuoyu bilgilendirilmeli.
Yürüyüş mesafelerini dikkate alarak makul sıklıklarda otoparklar yapılarak yol üzeri park alanlarına duyulan ihtiyaç azaltılmalı.
İhtiyaç duyanın tercihini otoparktan yana kullanmasını sağlayacak şekilde ekonomik tarifeler otoparklar için hayata geçirilmeli. Tercihini yol üstü park yerinden yana kullananlar için keyfiyet söz konusu olacağından yüksek ücretli fiyat tarifesi uygulaması ancak ondan sonra mevcut hali ile sürdürülmeli.
İşte o zaman gerçekten “Çizgiler Arası Özgürlük” den söz edilebilir.
Fahrettin Beşli
12 Temmuz 2012