“TESLİMİYET” KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR
Tüm siyasetçilerin, liderlerin, gazetecilerin velhasıl konuşan herkesin dediği gibi “önemli bir dönemeç dönüldü, mühim bir eşik aşıldı.” Kimse bu tespite itiraz etmiyor, çünkü bu tespitte her görüşün ittifakı var. Yorum ve beklenti farklılıkları bu eşiği geçilen istikametin nereye doğru olduğu noktasında başlıyor.
Güneydoğuda halkın tepesine çöreklenen, devletin bekasını, milletin huzurunu hırpalayan “ayrılıkçı terör örgütü” ve onun siyasi kanadı; bu geçişi emellerine bir adım daha yaklaştıran bir aşama olarak yorumluyor. Bir avuç çapulculuktan başlayıp, önce eşkıyalığa, sonra da teröristliğe varan, her dönem farklı isimlendirdiğimiz belanın adı artık “ayrılıkçı” tanımını hak ediyor. Bunu zaten artık kendileri dillendiriyorlar. Hemen ertesi günü “demokratik özerklik” söylemleri birinci ağızlardan duyulmaya başlandı. Bundan sonraki aşamaları tekrara lüzum yok, çünkü süreç ilkokul 3ncü sınıf seviyesinde bile öngörülebilecek bir istikamete sürükleniyor. Tıpkı kozasından çıkan kelebek gibi, düne kadar sürünen, yaprakla beslenen, hareket sahası kısıtlı formdan çıkıp kanatlı böcek oldular. Şimdi artık istedikleri gibi hareket edebilecekler, uçacaklar, konacaklar, beğenmediklerini sokacaklar ve larvalarını başka bedenlere bırakacaklar. Bu kesim mutlu.
Devlet yeniden yapılanmanın ilk eşiğini aştı. Şimdi artık federatif sistem denen binanın giriş eşiği aşıldı. İleride aşılacak olan eşikler salonların ve odaların eşikleri olacağından bu kadar önem arz etmeyecek. Devlet kültürü ile yapısı ile organları ile ve memurları ile yeniden yapılanacak. Devlet mutluluğu düşünemeyecek kadar şaşkın.
İktidar, ilk yola çıktığı zaman tam olarak hedefi bumuydu, yoksa daha sonra mı şekillendi bilinmez ama 75 milyonu nihayete götürecek tüm gücü elde etti. Artık şoför mahallinde tek başına, pedallar da vites de, direksiyon da sadece kendi elinde. Yolda şoföre müdahale etmeye çalışan herkes ya aşağıya ya da arka tarafa atıldı. Şimdi asfalta çıkıldığına göre artık daha hızlı gidebilir. Sanırım bu kesim de mutlu.
Ağabeylerimiz ise, siparişlerinin aşama aşama yerine getirilmesinden hoşnut. Ne diyor Başbakan’ımız:” bu bizim partimizin bir projesi değildir.” Ne yazıyordu referandum akşamı konuşma yaparken arkasında ki panoda “…bu ilk evet.” Önümüzde prosedürü tamamlayacak başka evetler de olacak. Büyük proje aşama aşama olgunlaşıyor. Bir günde Türk milletini iki defa mağlup etti, mutlu olmaz mı hiç.
Muhalefet partileri için fazla söze gerek yok. Ara sınavlardan zaten düşük not almışlardı. Şimdi finalden de zayıf aldıklarına göre artık sınıfı geçmeleri çok zor. Bilmem bu millet bir kurtarma sınavı için şans veririmi?
Ergenekon damgası yiyenler, ordu, yargı, dâhil olmak üzere vatanını milletini gerçekten seven, düşünen, muhakeme eden, yanıltılamayan, aldatılamayan, satın alınamayan, ele geçirilemeyen, geleceği görüp endişe eden azınlık bir kesim için ise daha karanlık günler başladı. Güneş zaten batalı çok olmuştu, yakın geçmişte ay da kaybolmuştu, şimdi artık yön bulacak yıldızlar da söndü. Bu kesim çok mutsuz.
Millet ise her şeyi ile teslim olmuş durumda. Bir lidere âşık oldu inandı, güvendi ve her şeyi ile ona teslim oldu. Nüfus kâğıdını ona teslim etti. İster assın ister kessin ister satsın ne yaparsa yapsın, yeter ki o yapsın.
Elinde Kuran, dilinde dua, gönlünde iman dursun da;
Birkaç parçaya bölünmüş, her biri yekdiğerine kurulmuş,
Toprakları paylaştırılmış, İradesi kiraya verilmiş,
Okyanus ötesi ABiDevletle nikâh kıyılmış,
Tüm ekonomik, doğal ve stratejik imkanları global pazara çıkarılmış,
Cebi boş, karnı aç, yarını belirsiz, geleceği güvensiz,
Olsa ne olur?
Bu necip millet çok şeyi hak ediyor.
Ama ben hak etmiyorum…
Fahrettin Beşli
14 Eylül 2010