BENDEN BÜYÜK BURSA FESTİVALİ

1962 yılından beri süre gelen Uluslararası Bursa Festivali 49 ncu kez Bursalıları müzik ve gösteri sanatlarına doyurdu.

Çocukluğumuzda, her yıl haziran sonu-temmuz başında “Bursa Fuarı” olarak belleyip beklediğimiz festival, o dönemde bildiğimiz en büyük kent etkinliği idi. Kütürpark Stadyum girişi o fuara has süslenir, gösteri ekipleri festival yürüryüşünden sonra bu kapıdan parka girerlerdi.

Çocukluğuma rağmen işin fuar kısmı ile ençok da MKE’nin silah ve techizat sergisi ile ilgilenirdim. Belki bunun askerliği meslek olarak seçmeme de katkısı oldu. Parkın içinde açık hava sineması yerine geçecek 2x2 m lik perdelerde cizgi film oynatılır, karagöz perdesi kurulurdu. Tam bir festival olurdu.

İnsanların, televizyonlarda seyredip aslını göremedikleri meşhur sanatçıları buralarda ücretsiz dinleme olanakları olurdu. Keyfli, eğlenceli ve çok faydalı etkinliklerdi bunlar. O dönemin meşhur İzmir Fuarına kafa tutardı bu haliyle.

Günümüzde ise işin çapı çok büyüdü. Artık yerel ve ulusal sanatçıların yanında dünya çapında ün yapmış grupların ve müzisyenlerin konserlerini, canlı performanslarını festival programlarında görebiliyoruz.

Geçen yıl açıklanan verilere göre Uluslararası Bursa Festivali'nde bugüne kadar 161 grup ve 258 sanatçı sahne almış. 328 konsere 505.835 sanatsever gelmiş. Uluslararası Karagöz Halk Dansları Yarışmasına 293 ülke ve 476 topluluk katılmış. Toplam 625 gösteri gerçekleştirilmiş ve 11.273 konuk şehrimizde ağırlanmış. Tüm Bu gösterileri toplam 1.566.405 sanatsever izlemiş.

Festivalin gelenekselleşen bir özelliği de açılış gecesini her yıl Bursa Bölge Senfoni Orkestrası ile yapması. Böylelikle işin sanat boyutuna ne kadar öncelik verildiğinin ifadesi ortaya çıkıyor. Geçtiğimiz yıllarda Orhan Şallıel marifeti ile “Bursa Senfonisi” ile bu festival sayesinde tanışmıştık.

Festival organizasyonu bu yıl “her zamankinden daha az uluslararası nitelikte olduğu”na dair bazı tenkitlerede maruz kaldı. Oysaki son yıllarla mukayese edildiğinde bu yıl ki kadar yabancı sanatçı ya da topluluk diğer yıllarda görünmüyor. 2009 dan Loreena McKennıtt, 2008 den de Julıo Iglesıas, Kım Wılde ve St.Petersburg Devlet Klasik Bale Tiyatrosu hatırlarda kaldı. Bu yıl ise; Emir Kustaricathe No Smoking Orchestra, Jazzıng Flamenco, Alphaville, Lara Fabian, ve en beğendiğim Rus Kızılordu Korosu doyumsuz tadlarda konserler verdi.

Yine bu yıl İlk defa festivalde Yıldırım Gürses anma gecesi düzenlendi. Sanat güneşi merhum Zeki Müren hep anıldığı halde, bi o kadar değerli sanatçı merhum Yıldırım Gürses de hakkettiği ilgiyi bu vesile ile gördü.

Keza; Merinos’taki Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nin açılışı sayılabilecek Harem Müzkiali de seyredenlerce çok beğenilmiş.

Hepsinden önemlisi tüm bunlar geçmiş yıllardan daha ucuza organize edilmiş.

İlk günlerde festival yine bazı sanatçıların sebep olduğu aksaklıklarla gündeme geldi. Her işin zorlukları kabul edilirde bu tür büyük organizasyon işlerinin zorlukları az bilinir. Çok parametre aynı yer ve zamanda birbriri ile koordine edilmeye ve yönetilmeye, hata olmamasına ve istenen tesirin yaratılması sağlanmaya çalışılır. En zoru da sanatçı hassiyetleri, hatta kaprisleridir. Çokça yaşanır. Son dakika sürprizlerine hazırlıklı olmak çok zordur.

Bursa Festivalinin kültür sanat faliyeti olarak bir kamu hizmeti boyutu da var. Kentin diğer alanlarına serpiştirilmiş ücretsiz konserler sanatçıyı halkın ayağına getiriyor. Bu yıl ki programa çıkan sanatçıların bir çoğu 50 -100 TL bilet fiyatları ile başka yerlerde konserlere çıkıyor.

Burada da marifet hangi sanatçı ya da etkinliğin açık hava tiyatrosunda, hangisinin Atatürk Kongre Merkezinde, hangisinin ise semt konserlerinde planlanacağını iyi belirlemek. Burada da bilgi ve tecrübe öne çıkıyor.

Başta Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı olmak üzere dünden bu güne bu etkinlikleri planlayarak, gerçekleştirerek bizleri de dünya kültür ve sanatının bu lezzetlerinden mahrum kalmamamıza katkı sağlayan herkese şükranlarımızı bir kez daha sunmak tüm sanatseverlerin vefa borcudur.

Fahrettin Beşli

8 Temmuz 2010