TERÖR AÇILIMI

Bütün açılmış, aralanmış veya açık kalmış açılımların kapatılmasının, yerine hepsini hakkıyla içerecek şekilde terör açılımı başlatılmasının artık zamanı geldi.

İmralı mahkûmunun açık tehdidini takip eden günlerde, TSK sözcüsünün “büyük eylemler bekliyoruz” bilgisinin hemen üzerine güneydoğuda başlayan, gün geçirmeden şehirlere kayan eylemleri, yine huzur ve güvenliğimizi dinamitliyor. Anlaşılıyor ki terör çetesinin “eylemleri Türkiyeleştirmek” dediği süreç başladı.

Bunun neticesinde ne umuyorlar? Çete reisinin muhatap alınmasını ve “demokratikleşme” adı altındaki imtiyaz ve tavizlerin hayata geçirilmesini. Özetle kendi stratejilerinde bir aşama daha ileriye gitmeyi.

Olur mu? Hiçbir şey yapmadan sadece nutuk atar, toplantı yapar, cenaze törenlerine katılırsak olur.

Biz bu süreçleri Osmanlı hududu içindeki Balkanlarda, Kuzey Afrika’da ve Arap topraklarında bundan yüz yıl önce de yaşadık. Bu tecrübelerimiz gösterdi ki; bu türden faaliyetlerin topraklarımızdan parça koparılması ve bağımsızlık kazanılmasından başka nihai bir amacı yoktur. Zayıf olduğumuz ve zayıf davrandığımız sürece de dünya siyasi haritasının değiştiği yine bu tecrübelerimizle teyit olmuştur.

Hadiselerin hemen akabinde halkın karşısına çıkan siyasilerin ve yetkililerin “Bu terör amacına ulaşamayacak. Devletimiz dimdik ayaktadır. Birlik beraberliğimiz bozulamaz. Akıttıkları kanın içinde boğulacaklardır.” benzeri konuşmalarının yağmur duasından başka tesiri olamaz. Hele bir de eylemi yapanların “yasadışı terör örgütü” olduğunun söylenmesi “yasal terör örgütü” nün kim olduğunu merak ettiriyor.

Bundan önce kaç defa “sözün bittiği yer” dediğinizi unuttunuz mu? Söz biteli çok oldu, şimdi hareket zamanı.

Peki ne yapılmalı, çözüm ne olmalı? Elbette ki yönetenler durumu etkileyen tüm şartları, imkânları, kısıtlamaları ve çözüm yollarını bizlerden çok daha iyi biliyorlardır. Ancak milletin bireysel beklentileri, çözüm yolları ve yapılmasının gerekliliğine inandıkları çareler şöyle sıralanabilir.

Yaşanan süreç bir gayrinizamî harp sürecidir. Öyle ise Harp Hukuku geçerli olmalı, yapılanlara da aynı yöntemle, gayrinizamî harbin esaslarına uygun olarak karşılık verilmelidir.

Yakın zamanda gündeme geldiği üzere; teröre konu olan bölgenin komşu devletlerle olan sınırlarının bazı kısımlarının yeniden çizilmesi gerekir. Hakkâri ve Şırnak bölgesinde, teröristin mevzilendiği hâkim tepelerin sınırlarımızın dışında, askerlerimizin bulunduğu mahkûm arazilerin kendi topraklarımızda kaldığı birçok bölge var. Buralardaki çaresizliğimiz düzeltilebilir. Doğu hududumuz Büyük Ağrı Dağı ile Küçük Ağrı Dağı arasından geçerken isyan edenler ve eşkıyalık yapanlar bu durumdan çok istifade ediyorlardı. 1932 yılında Atatürk; diplomatik yöntemlerle İran sınırını Küçük Ağrı Dağı’nın doğu eteklerinin dibine indirmek sureti ile sorunu kökten çözmüştür.

Bizim gönlümüzden geçen yöntem makul bulunmuyor ise makul yöntemler bulunup, çetenin bütün elebaşları mutlaka etkisizleştirilmeli. İaşesi ve güvenliği tarafımızca alınıp, çeteyi bulunduğu yerden idare edebiliyor olmasını anlayamadığımız gibi tahammül de edemiyoruz. Onun da diğer tutuklulardan daha fazla imkânı olamamalı. Aynı şekilde çetenin Kandil’de, yurt dışında ya da Türkiye’de organizasyon yapıları ile elebaşları mutlaka biliniyordur. Hedefe bunlar yerleştirilip, kaç tane terörist değil kaç tane elebaşının etkisiz hale getirildiği başarı kabul edilmeli.

Silahlı kuvvetlerin zayıflatıldığı, Emniyet’le olan ilişkilerinin yıpratıldığı bir dönemde olduğumuz hatırlanarak ivedilikle onarıma geçilmeli. TSK, Emniyet ve istihbarat birimleri arasındaki güven yeniden tesis ettirilmeli ve koordineli çalışılması sağlanmalı. Gerçekleşen eylemlerdeki istihbarat zafiyeti ve buna sebep olanlar sorumlu tutulmalı.

Terör eylemi için emir veren, planlayan, uygulayan, himaye eden, istihbarat veren ile bu eylemleri masumlaştıranlar ve bu eylemleri yapanları alkışlayanlar aynı sepete konmalı.

Bu terör eylemlerini teşvik, himaye ve destek veren ülkeler, bu alışkanlıklarından vazgeçmezlerse aynı şekilde karşılık verileceği hakkında son defa uyarılmalı. Sonuç vermemesi halinde açık ya da gizli, o devlete muhalif olan guruplar desteklenerek aynı sorun ile kendilerinin de tanışmaları sağlanmalı.

Mesela bildiğimiz kadarı ile ABiDevletin bizimkine benzer bir sorunu Teksas Eyaleti ile var. Bizim tribünlerin Teksas’ı ile Abinin Teksas’ını kardeş ilan edebiliriz. En azından manevi destek verip tepkimizi ifade etmiş oluruz.

En önemlisi bunları yapmak için kimsenin onayına ve icazetine ihtiyaç duyulmamalıdır.

Terör zayıf olanın, kuvvetli olana zarar vererek sıkıştırma gayretidir. Bu durumda güçlü olan bu güçten doğan avantajını tam, zamanında ve etkili bir şekilde kullanmalı.

Bu terörün başarılı olamaması, bizi bölememesi ve birbirimizle çatışmamamız ancak devletin gücünü, kudretini göstermesi ile mümkündür. Devlet üstüne düşeni yapamazsa, insanlar bireysel olarak kendilerini korumaya; canı yanan, mağdur olanlar kendisi cezalandırmaya çalışırlar. İşte o zaman işin içinden çıkmak mümkün olmaz.

Fahrettin Beşli

22 Haziran 2010