LİG’DE BURSASPOR, FUTBOLDA BURSA ŞAMPİYON

Bugüne kadar futbol hiç ilgi alanım içine girmedi. Soranlara verecek cevabım olsun diye adımın ve soyadımın ilk harflerinden dolayı benzeşen FB der geçerdim. Ancak tüm Bursalılar gibi, pazar günkü zaferin heyecanına ve gururuna kayıtsız kalamayacağımdan, bu başarı ile ilgili düşüncelerimi paylaşma ihtiyacı duydum.

Final maçı öncesinde şampiyonluğa az ihtimal veren herkes tarafından “Gönüllerin Şampiyonu” diye ilan edilen Bursaspor bu takdirle yetinmeyip, ligin gerçek şampiyonluğu ile başarısını taçlandırdı. Böylelikle son birkaç aydır sürekli yükselen Bursaspor taraftarlığı ve ilgisine tavan yaptırdı.

Bir futbol takımının en büyük hedefi, hayali elbette ki şampiyonluktur. 16 plakalı Bursa, bu hedefine “Mayıs’ın 16”sında kavuşmakla da hoş bir tesadüf oluşturmuş.

Pazartesi akşam 20.00 gibi bir terminal otobüsünün içinde coşkulu kalabalığın tam ortasına düştük. Yeşil beyaz renklere bürünmüş insan seli, merinos’tan stadyuma doğru yokuş yukarı akıyorlardı. Güzel olan şuydu ki taraftar gençler bir yana; insanlar (futbolla ilgileri olmadığı her halinden belli ev hanımları da dâhil) aile bütünlükleri içinde ya formalar ya da bayraklarla coşkulu kalabalığa dâhil olmaya koşuşturuyorlardı. Böyle bir duyguya olan açlıktan mıdır, yoksa bu zaferin manasını hakikaten idrak ettiklerinden midir bilemem ama bu kesinlikle planlanamaz, organize edilemez, yönetilemez toplumsal reaksiyondur. Bu olayla şundan emin oldum: lazım olduğunda bu insanlar davet beklemeden gereken yerde toplanabiliyorlar. Ne mutlu ki henüz daha tam ruhsuz bir güruh haline getirilememişiz.

Otobüsün içinde bir adam, telefonla bir Fenerbahçeli arkadaşını aradı ve şunları söyledi: “Bursa’ya yeni geldim. Bursalıların şampiyonluk coşkularının içine düştüm. Dinle bak sesleri karnaval gibi ortalık... Öyle düzeyli ve öyle muhteşem bir coşku ile kutlama yapıyor ki büyük takımların bu manzarayı görmelerini çok isterim. Çünkü öğrenmeleri gereken çok şey var bu Bursalılardan. Bursasporlu değilim ama şimdi otele giriş işlemlerimi yapıp hemen stada gelicem ve ben de bu kutlamaya dâhil olacam”

Tanık olduğum bu konuşma çok anlam ifade ediyordu. Yani zafer ve başarı sadece Bursaspor’un ya da Bursalıların değil, tüm Türkiye’nin milli başarısı gibi karşılandı. Gazetelerde diğer illerdeki kutlamalar bunu teyit ediyor. Diğer illerdeki arkadaşlarım bir Bursalı olarak beni arayıp bu başarı için kutladılar. Hiçbir katkım olmadığı halde, Bursa adına ben de kabul ettim. Eminim herkesi diğer şehirlerden arayıp tebrik edenler çoktur.

Bursaspor kendine çok uyan renkler seçmiş. Yeşil; hayatın yenilenmesini ve evrimini anlatan, paylaşmanın uyumun cömertliğin ve işbirliğinin; beyaz ise iyi niyetin, temizliğin ve saflığın rengidir. Yeşilin tazeliği beyazın temizliği birleşerek futbolda beyaz bir sayfa açıldı. Bu yeni sayfada yerli antrenörlerin; uyumlu yöneticiler, gayretli futbolcular ve sadık taraftarla sadece inanarak ve oynayarak futbolda başarı sağlanabileceğinin yeni örneklerini yazacak. Bursa bu şampiyonlukla futbol tarihinde reformlara yol açacak.

Bu başarıda kahramanlık başrolü, hakkı ile teknik direktör Ertuğrul Sağlam’ın kuşkusuz. Ancak unutmamalı ki bu şehirde gücü olan herkes bu takım için katkı sağladı. Eski belediye başkanları Sayın Erdoğan Bilenser ve merhum Hikmet Şahin yoğun belediye işlerinin yanında kulüp başkanlığı sorumluluğunu da yüklendiler. Her ikisi de mali sıkıntıları aşmak için kampanyalar düzenleyip hatırı sayılır paralar topladılar. Buna kentin siyasi ve ticari şahsiyetleri önderlik ettiler. Oralardan başlayan mücadeleler sonraki ve mevcut yönetimlerin bunu sürdürmeleri ile Bursaspor’u bu sonuca ulaştırdı.

Bugün bu başarıda çok geniş kitlelerin payı olduğu gibi, sonuçtan da daha büyük kitlelerin istifadesi olacaktır. En başta kulübün kendisi, sonra bu sektörden para kazananlar, spor yazarları, medya, amigolar bile. İleride geniş kapsamlı etkinlik veya müsabakalarla Bursa esnafının da kasasına bu başarıdan hisse düşecek.

Bu başarıya ortak olan herkesi ayakta alkışlıyorum.

Ancak unutulmamalı ki asıl şimdi zor süreç başladı. Çünkü zirvede durmak, oraya tırmanmaktan çok daha güçtür.

Fahrettin Beşli

19 Mayıs 2010