OSMANGAZİ VE BURSA’NIN FETHİ
Tarih; zaman şeridi içinde nerede olduğumuzu ve bulunduğumuz noktaya ne şartlarla geldiğimizi anlamamız, bugünü doğru analiz ederek yarını sağlıklı planlamamız için lüzumlu bir bilgidir. Ayrıca milli başarılardan duyulan manevi hazla, toplumsal kendine güveni pekiştirmesi açısından da duygusal bir kaynaktır. Bu nedenle tam ve doğru olarak bilinmelidir.
Nisan ayı içinde “Osmangazi’yi Anma ve Fetih Şenlikleri” ile her yıl kutlanması gelenekselleşen Bursa’nın fethine değinmek istiyorum. Bu tarihi başarı ile ilgili bazı satır arası gözden kaçanların; zannedilen veya yanlış bilinenlerin de doğrusunun bilinmesine katkı yapmayı umuyorum.
1258 senesinde Söğüt´te doğan Oğuzların Kayı boyundan, Anadolu Selçuklularının Uç Beyi Ertuğrul Gazi´nin oğlu Osman Gazi İslam ahlakının iyi ve güzel vasıflarına sahipti. Cesareti, zekâsı, cömertliği, yaptıkları herkesçe takdir edildiğinden Kayı beyi oldu.
Bu dönem Moğol İlhanlılarının Anadolu Selçuklu Devletinin topraklarını istila ettikleri zamana denk gelir. İlhanlı zulmünden kaçan birçok Anadolu Selçuklu komutanı ve mahiyeti, Osman Gazinin hizmetine girdi. Osmanlıların Bizans hududunda tesis ettiği adil idare; tekfurların zulmünden, vergilerin ağırlığından bıkan Hıristiyan ahaliden başka, kumandanların da takdirini kazanmıştı. Rumlar da Osman Gazi’nin idaresine sığınmaya başladılar. En çok bilinen Harmankaya Tekfuru’nun daha sonra Köse Mihal Gâzi adını alarak, pek çok muharebeye katılmasıdır.
Böylece Osman Gâzi 1281 yılından itibaren topraklarını devamlı genişletip, hizmetine katılanlarla devamlı güçlendi. Neticede, dört yüz çadırla Türkiye Selçuklu-Bizans hududuna yerleştirilen Kayı Aşireti, 1299’da Osman Gazi’nin adına izafeten Osmanlı devletini kurmuş oldu. Osman Gazi, devlet teşkilatının müesseselerini mükemmel bir şekilde kurmaya ve sistemleştirmeye çalıştı.
Bursa verimli sulak ovası stratejik konumu Anadolu’yu İstanbul’a dolayısı ile Avrupa’ya bağlayan yolların kesiştiği noktada olması ipek yolu üstünde bulunması nedeniyle tarih boyunca önemli bir ticari ve siyasi kavşak olmuştur. Her dönemin en büyük kenti İstanbul’un tam karşısında Olympos’un (Uludağ’ın) eteğindeki Bursa her iki kıtaya açılan büyük kapıdır.
Tükler Bursa ile ilk kez 1326 da fetihle tanışmadılar. Bursa’ya bağlı İznik 1075 – 1097 yılları arasında Anadolu Selçuklu devletinin başkenti idi. Kutalmışoğlu Süleymanşah 1075’te İznik’i fethettikten sonra Bursa’yı almıştı. 1097 yılında bölge haçlı savaşlarına sahne oldu. Birinci haçlı seferi sırasında İznik Bizans’ın eline geçti. Bu yıllarda Bursa’nın Selçukluların elinden çıktığına dair bir bilgi bulamadım. Tahminler I. Kılıçaslan’ın ölümünden sonra başlayan iç mücadeleler sürecinde elden çıktığı şeklinde. 1113 de Bursa’yı Selçuklular tekrar fethettiler ama kısa bir süre sonra Bizans imparatoru Aleksis Kommenos kısa bir süre sonra geri aldı. Fetih tarihine kadar Bizans elinde kaldı.
Gerek strateji gerekse psikolojik bakımdan Osmanlılar için büyük bir mana ve ehemmiyet ifade eden Bursa’nın fethini Osmangazi başlatmış, Orhangazi gerçekleştirmiştir. Söğüt ve civarını yurt edinmiş olan Osman Bey hem beyliğin emniyetini sağlamak hem de yeni yerler fethetmek maksadıyla, Bizans'ın elinde bulunan Bursa'ya doğru harekete geçtiğinde yaşı oldukça ilerlemişti. 1314 tarihinde kuşatıldığında üç yanı Osmanlıların eline geçmiş olan Bursa, etrafı surlarla çevrili olduğu için alınamamıştı. Çünkü Bursa'nın üzerine yapılacak sefer ve bu seferin icabı olan savaş çok kanlı olacağından, kayıp sayısının artacağını öngörmüş Kaplıca ve dağ taraflarında iki hisar yaptırdı. (Aktimur ve Balabanbey)
Bursa'nın kuşatması uzun sürdü. 70 yaşına varmış Osman Gazi hastalıklarla boğuşuyordu. 1325 yılında, Bursa’nın fetih işi ile beraber devlet yönetimini de oğlu Orhan Bey’e devretti. Fetih müjdesini aldıktan sonra vefat etti. Ertuğrul Gazi'den Osman Gazi'ye aşiret, ondan da Orhan Gazi'ye beylik olarak devredilen Osmanlı; Bursa'nın fethiyle, cihan devletine giden yolda önemli bir adım atmış oldu.
Büyük imparatorluğun kurucusu Osmangazi’nin adını taşıyan ilçe kendisi için bir heykel yaptırdı. Elindi kitap ile önder ve bilge kişiliğini ifade eden bir görünümde uzun süre Şehreküstü meydanında durdu. Daha sonra tarihçilerin tenkitleri üzerine atın üzerinde muharip asker görünümlü bir heykel yeniden yaptırılarak mevcut olanın yerine dikildi. Şimdiki heykelin neyi ifade ettiğini anlatmayı arzu ediyordum. Ancak bilgilere ulaşamadım.
Osmangazi’nin oğlu Orhangazi’ye fetih öncesi söyledikleri kendi neslinden gelen bütün devlet idarecilerine bırakılmış bir vasiyetnamenidir.
"Allah´ü tealanın emirlerine muhalif bir iş işlemiyesin! Bilmediğini ulemadan sorup anlayasın. İyice bilmeyince bir işe başlamayasın. Sana itaat edenleri hoş tutasın. Askerine in´amı, ihsanı eksik etmeyesin ki, insan ihsanın kulcağızıdır. Zalim olma! Alemi adaletle şenlendir. Ulemaya riayet eyle ki, din ve devlet işleri nizam bulsun. Nerede bir ilim ehli duyarsan ona rağbet ve yumuşaklık göster. Askerine ve malına gurur getirip ulemedan uzaklaşma. Daima herkese ihsanda bulun! Memleket işlerini noksansız gör! Hanedanımdan her kim ki doğru yoldan adaletten ayrılırsa ruzu mahşerde cenabı peygamberimizin şefahatinden mahrum kalsın. Halkını kendi akrabaların gibi sev, say ve haklarının tamamını ver. Hepinizi Allahü tealaya emânet ediyorum”
Fahrettin Beşli
13 Nisan 2010